Sanırım bu kitap bu isimde olmasaydı ve başka bir kitap yazacak olsam ismini kesinlikle Fahrenheit koyardım; anlamı o derece etkileyici.
Kitap korku dolu bir aksiyon kitabı değil, aksine ilk başta çok normal ilerliyor ne olduğunu tam anlamıyorsunuz ama ona rağmen geriliyorsunuz. Şimdi şöyle düşünün: Bir itfaiye ekibi okuduğunuz tüm kitapları yakmaya gelse ne hissedersiniz? Kulağa ütopik geliyor değil mi? İşte tam olarak bu ütopik dünyayı yaşıyorsunuz. İşin garip tarafı bu kitabı okurken düşünmeyen insan mutludur algısı şu an bile hayatımızda var. Açıkçası bilim kurgu yazarlarının yıllar önce bilim kurgu adı vererek şu an yaşadığımız evreni ön görmesi beni çok korkutuyor.
Bence Fahrenheit 451 herkesin okuyabileceği bir kitap değil ama bir gün eğer gerçeklerle yüzleşmek isterseniz okuma listenize almanızı tavsiye ederim..
Ray Bradbury
Bir bilim kurgu klasiği olan Cesur Yeni Dünya 1932'de yazılmış olmasına rağmen bence şu yaşadığımız dönemi ve geleceği anlatıyor. Bu nasıl bir geleceği ön görme yetisi, nasıl bir tahmin yeteneği hayretler içerisindeyim. Kurmaca bir evren yaratıp bu denli geleceği anlatmak bilim kurgu alanında bir yetenek. Bu kurmaca dünya tamamen mekanik tatminkarlık içeren bana sahte mutluluğun dünyası.
Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'ndeki müdür şöyle bir şey söylüyor: “Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek." Sizce korkunç bir şey değil midir insanın yapmak zorunda olduğunu yine sevmek zorunda olması? Ait olduğunuz sınıf topluluğuna göre seveceğiniz şeyleri bir başkası belirliyor; ürpertici.
•”Ama Tanrı değişmez ki."
"İnsanlar değişir ama."
•Araştırılması gereken bir bilgi: Kitaptaki dünya denetçisi karakterinin ismi Mustafa Mond ve karakterdeki "Mustafa" isminin Mustafa Kemal Atatürk'ten geldiği iddia ediliyormuş. Bu durumun doğruluğunu veya kaynağını merak ediyorum bende araştıracağım.
Aldous Huxley
Uyarı: İlk söyleyeceğim şey, Hüseyin Nihal Atsız'ın Ruh Adam romanını okurken tüm ideolojik düşüncelerden sıyrılmanın ve arınmanın gerektiği. Su gibi saf bir insan formuna bürünüp okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bence ancak bu şekilde kitabın edebi değerini anlayabilirsiniz.
•Ordudaki görevine son verilen Selim Pusat'ın hayal ve gerçek arasında yaşadığı bir nefs mücadelesi… Selim Pusat dünyanın en çok eleştirilecek insanlarından birisi olsada ben onu bazı yerlerde çok iyi anladığımı düşünüyorum. Sorulan sorulara verdiği net cevaplar, her konuda söylediği fikirleriyle sizi olduğunuz yere oturtması bence onu fazla gerçek ve ''yaşamış'' biri kılmış. -bence yaşadı da- Kitabı okurken '' sen varsın Selim bir yerlerdesin'' etkisinden çıkamadım… Ama Selim'e içerlerken onu anlarken karısı Ayşe'ye derinden üzüldüğümü söylemeden geçemeyeceğim, bir yerlerde Ayşe'nin mutlu olmasını çok isterdim..
•Romanı okurken bir sembolizm denizine düştüğünüz gibi bu denizde yüzerken din, tarih,psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve şiir barındıran o şölenin tadını da hissediyorsunuz. Her birbiriyle uyumlu ve harmanlı. Bu romanı kaleme alırken yazarın beyninin içini fazlasıyla merak ettim. Kitabın sonlarına doğru yer alan şiiri okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu şiiri yazmak için ''o aşkı gerçekten yaşamış olmak gerekir.''
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
“Anlatması imkansız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının Bilyesi sanki... Bak emrediyor: Daldığın âlemden uyan ki, Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..”