Bir kadının gittiği evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur susuz kalmış çiçeğe benzer solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyaların dili tutulur ev sağırlaşır.
Bir kalp sevmek için, mutlak servete, asalete mi muhtaçtır? Bence en gerçek refah ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet kalbin güzelliğini gösteren Gül renginde dudaklardan akseden gülmüştür. Güzellikten büyük asalet, temiz kalpten büyük servet mi olur?