İnsanlar, dostları, eşleri, sevgilileri, akrabaları olduğu için yalnız olmadıklarına inanıyorlar, ama yine de kendileriyle baş başa kaldıkları anlarda çok daha derinlerde yaşanan soyutlanmışlıklarıyla zaman zaman yüzleşmek durumundalar. Ancak çoğumuz, bu katlanılması zor duyguyu yaşamamak için alışagelinmiş ilişki ayinlerine kendimizi tekrar bırakıveriyoruz ya da cep telefonlarına sarılıyoruz.
Benim sizin gözünüzdeki gerçekliğim, sizin bana verdiğiniz biçimden ibaret, ama bu yalnızca sizin gerçekliğiniz, benimki değil; diğer yandan sizin benim gözümdeki gerçekliğiniz, benim size verdiğim biçimden ibaret, ama bu yalnızca benim gerçekliğim, sizinki değil; ve benim için tek gerçeklik ise , benim kendime vermeyi başardığım biçimden ibaret.
Siz ve ben aynı dili, aynı kelimeleri kullandık. Fakat kelimelerin içleri boş, anlamları kayıpsa, bunda sizin ve benim ne suçumuz olabilir ki? Evet sevgili dostum, boşlar. Ve o kelimeleri birbirimize söylerken, her ikimiz de kendi anlamlarımızı yüklüyoruz onlara. Birbirimizi anladığımızı sanmıştık; halbuki bakın, hiç de anlaşamamışız.