Benim sizin gözünüzdeki gerçekliğim, sizin bana verdiğiniz biçimden ibaret, ama bu yalnızca sizin gerçekliğiniz, benimki değil; diğer yandan sizin benim gözümdeki gerçekliğiniz, benim size verdiğim biçimden ibaret, ama bu yalnızca benim gerçekliğim, sizinki değil; ve benim için tek gerçeklik ise , benim kendime vermeyi başardığım biçimden ibaret.
Siz ve ben aynı dili, aynı kelimeleri kullandık. Fakat kelimelerin içleri boş, anlamları kayıpsa, bunda sizin ve benim ne suçumuz olabilir ki? Evet sevgili dostum, boşlar. Ve o kelimeleri birbirimize söylerken, her ikimiz de kendi anlamlarımızı yüklüyoruz onlara. Birbirimizi anladığımızı sanmıştık; halbuki bakın, hiç de anlaşamamışız.
Beni avutabildikleri tek şey, ölümden sonraki yok oluş ümidiydi. Tekrardan yaşama fikri beni korkutuyordu. Henüz yaşadığım dünyaya ısınamamıştım.
Öbür dünya hangi derdimi çözebilirdi ki?
Beni avutabildikleri tek şey, ölümden sonraki yok oluş ümidiydi. Tekrardan yaşama fikri beni korkutuyordu. Henüz yaşadığım dünyaya ısınamamıştım.
Öbür dünya hangi derdimi çözebilirdi ki?