İnsanın ruhuna hitap eden, düşündüren bir kitap. Okudukça kendinden parçalar görüyor insan. Özellikle "Ey Merhamet" bölümünü dikkatli okumanızı tavsiye ediyorum. Kitabı okudukça anladım ki sanırım Kemal Sayar hocayı bu kadar sevmemin, kendime yakın hissetmemin sebebi kaybettiğimiz babalarımıza olan sevgimiz ve özlemimizdir. Kitaptan bazı alıntılar şöyle:
Sesime cevap verecek bir ses, ruhumu onda seyredeceğim bir yüz yok. Bu insan çölünün ortasında kimsesizim.
Sonra derler ki bir gurbet daha var, adı duygusal yalnızlık. Kendi duygularımdan çok uzaklara gittiğimde olur. Seviniyor muyum, üzülüyor muyum, âşık mıyım, bir derdim mi var, hiç bilmiyorum. İnsan kendinin gurbetine çıktığında, işte orası en koyu yalnızlıktır. Kalbimi okumayı unutursam eğer, bir el bana değsin ve harfleri yüzüme tutsun isterim. Hecelemeyi yeni söken bir çocukmuşum gibi, otursun biri yanımda ve bana okumayı öğretsin. Bak bu kalp atışı aşkın alametidir. Bak bu özlem, yurt ağrısı olarak okunur. Yurdundan ayrı düşen ağrır. Böyle tek tek öğretsin bana kelimeleri. Yüzleri okumayı öğretsin, kâinata bakmayı.
Bir yoldaş ara, bir refiki özle ama bir tarikin de düşünü kur. Yolu düşlemeyene yoldaş nasip olur mu kuzum?
Babamın serazat oğluydum. Büyümeye hiç de niyetim yoktu. Onun ölümüyle bir gecede büyüdüm.
Sevdiklerimizin ölümü bizi başkalarının acılarına karşı daha duyarlı kılıyor. Ancak acımış bir yürek, başkasının acısını tam mânâsıyla hissedebiliyor.
Belki de insan bir yetimdir. Kaybettiği kutsalın açlığıyla kıvranan bir yetim. Istıraba ve ölüme karşı uyuşmuş, acıyı ve ölümü hayattan kovmak isteyen, kutsalı günlük hayatta eksikliğine çoktan alışmış olan insan, sadece canını çok acıtan bir ölümle, en çok sevdiklerinin ölümüyle anlar bir uçurumun kenarı sıra yürüdüğünü. Ancak bir “uçurum ân” ile