Hayatınızda bir değişiklik yapmak hoşunuza gitmez mi, diye sordu. Ben de insanın hayatını değiştirmediğini, her hayatın az çok aynı olduğunu, buradaki hayatımdan hiç şikayetçi olmadığımı söyledim.
Dışarıdan, pencerelerin ardından yabancı büyük kentin hiddetli sesinden başka bir şey duyulmuyordu; kent, durmaksızın homurdanıyor, ne ölümle ne de yaşamla ilgileniyordu.
En sevdiğim yazarların başında gelen Stefan Zweig'in yazdığı eserde psikolojik geçişler titizce işlenmiş. Kitabın kısa olmasına karşın olay akışı ile gayet sofistike. İçine kapanık olan Berger tıp fakültesi için Viyana'ya taşınır. Burada yalnız hisseder ve sosyalleşmek için çeşitli girişimlerde bulunur ancak sonuç alamaz. Hayatında kimse olmayan çeşitli psikolojik sorunlar yaşayan ve tam hayattan ümidi kestiği anda kızıl hastalığına yakalanan bir kızla denk gelişi yalnızlığını bitirirken aynı zamanda ömrünün son saatlerinide bitiriyor. Bu kötü son ise Stefan Zweig tarafından şöyle özetleniyor: 'Dışarıdan, pencerelerin ardından yabancı büyük kentin hiddetli sesinden başka bir şey duyulmuyordu; kent, durmaksızın homurdanıyor, ne ölümle ne de yaşamla ilgileniyordu. KızılStefan Zweig '
Macide etrafındakilerde hoşuna gitmeyen herhangi bir şey gördüğü zaman aklına ilk olarak: Acaba ben de aynı şeyi yapıyor muyum? Düşüncesi gelirdi. Fakat arkadaşlarından hiçbirinin, ömründe bir defa olsun, kendini böyle bir sualin karşısında bırakmadığı muhakkaktı.