#okudumbitti İyi akşamlar herkese bu kitabı okumamın üstünden bir hafta geçmiş bile.. Sait Faik' in okuduğum ikinci kitabı Kayıp Aranıyor oldu. Kitabın isminin neden bu olduğunu ancak son sayfalara geldiğimizde anlayabiliyoruz. Kendisini aldatan kocasını bırakıp köye giden Nevin mutluluğu orada arar. Mutluluğu bulduğu sırada boşanmamış olduğu için önüne engeller çıkar. Boşanmak için Ankara' ya tekrar döndüğünde kocası Özdemir ona iyi davranır.
.
Okurken sıkılmadığım bir kitap oldu fakat çokta hoşuma gitti diyemem. İçerisinde eski Türkçe' den kelimeler sık sık yer alıyor. 107 sayfa olduğu için okunması çok uzun zaman almıyor bir, iki gün içinde bitiyor. Şimdiye kadar yazarın okuduğum kitapları beni etkilemedi bakalım beni etkileyen bir eserine denk gelecek miyim?
Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek şey Pinhan kitaplarından çok ayrıksı duran facia çevirisi. Pinhan'ın patates olduğu benim denk geldiğim ilk kitap.
Ağır bir Arapça işgali ile "Türkçeye çevrilmiş. Genel olarak kelimelerin Arapçaları tercih edilmesi yanında çok nadir kullanılan zorlama seçimler de yoğunlukta. Hatta metin içinde bu tercihin yoğunluğu hissedilir derecede değişiyor sanki birden fazla kişi çeviri yapmış gibi ki bizim akademik çevrede genel kuraldır bu biraz. Eserde adı yazan ile işi yapan alt-üst ilişkisi formülüne göre belirlenir.
"Ortaokul" rüştiye olarak çevrilmiş ancak iki sayfa sonra lise, lise olarak kalmış nedense, idadi denmemiş. Orta ve okul her ikisi de öz Türkçe olan kelimelerden oluşan ortaokul yerine, bugün kullanımı hiçbir yerde kalmayan rüştiye kelimesi "Türkçeye çeviride neden tercih edilir? İşin komik tarafı ortaokul Türkçe kökenli iken lise değildir, Yunancadan gelir. Aşağıdakiler gibi benzer çok örnek var, parantez içleri bana ait ve TDK'dan alınmıştır.
Mağmum; (sıkıcı)
Tard etmek; (uzaklaştırmak, kitapta bu şekilde kullanılmış ama TDK'da yazımı bitişik, yazım kuralı bakımından da yanlış yazılmış TDK'ya göre. Arapça tard ve Türkçe etmek birleşimi)
Ferahnak; (Klasik Türk Müziğinde bir makam, Arapça ferah, Farsça nak birleşimi, başka anlamı yok TDK'da ama Nietzsche'nin TSK makamı yazmadığı kesin)
Tezyinat; (süsler)
Tamim etmek; (genellemek)
İrat etmek; (söylemek)
Melcei; (melcei kelimesi yok melce var sığınak demek, sığınağı anlamında. Türkçe kurallarına göre sesli harflerden sonra direk -i eki gelmez dere-y-i şeklinde -i eki getirilir.)
Tereke; (miras)
Menendi; (benzeri olmamak, Farsça)
Mebzul; (bol)
Tevcih; (terfi ettirmek)
Malumatfuruş; (bilgiçlik taslayan)
... ve benzeri örnekler. Taş gibi Türkçe "genellemek" kelimesi
O zamanlarda da arkan sağlam olacakmış biz bunu yine ve yeniden anlıyoruz.
Parça parça oluşturulmuş bir kitap gibi, birbirinden bağımsız. o zamanların koşullarına göre belki normal bu olay kurusu ama ben bir türlü kendimi veremedim.
Dava'nın konusu yani suç neydi. Neden yargılandığını bulamadan ölüp giden biri. Tüm yaptıkları havada kadı boşuna gitti. Zaten bir yerden sonra kendisi de koyverdi. Suçsuz olduğunu nasılsa kanıtlayamayaçaktı.
Ben pek hoşlanmadım kitaptan ama illaki hoşlandığımız kitapları mı okumamız gerekiyor?
"En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, bende durmadan içimi deşiyorum o bıçakla desem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." kitaptan bir alıntı yapmazsam ölürüm.