bi şev û roj zimanê wê nakeve kalan û:
Pepû!.. pepû!..
Kê kuşt, min kuşt
Ji bo kereng kuşt
Kê kola min kola
Keko, keko Pepû!.. pepû!..
Ji wê rojê heta îro, pepûk her şîna birayê xwe dike.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ber bi welatê min ve, zêr di nav barê me de ne!
Ber bi welat min ve, bi aram be! Bi bawer be heta ez vegerim!
Ber bi welatê min ve, gewher di nav barê me de ne!
Ez ê dewlemend bibim, xaniyekî mezin lêkim û bizewicim. Ez zarokekê dixwazim, zarokên zêde naxwazim. Ez ê zaroka xwe baş perwerde bikim. Em ê bi dilşadî û bextewarî bijîn.
Eğilimler bakımından toplumsal olanın anlamı nedir? Koşulları bir önceden görme sistemine, iç etkenleri onların belirişini düzenleyerek türün yerini alan bir sisteme dahil etmek. Kurumun yaptığı tam da budur. Gece oluyor çünkü yatıyoruz; yemek yiyoruz çünkü öğlen. Toplumsal eğilimler yoktur, yalnızca eğilimleri doyurmanın toplumsal araçları, toplumsal olduğu için özgün olan araçlar vardır. Her kurum, istemeden oluşan yapılarıyla bile bedenimize bir modeller dizisi dayatır ve zekamıza bir bilgi, bir proje ve öngörü olanağı kazandırır. Şu sonuca varıyoruz: insanın içgüdüleri yoktur, o kurumlar oluşturur. insan türden sıyrılmakta olan bir hayvandır.