Bir varmış, bir yokmuş… Gökyüzünün yıldızlarla süslü olduğu bir sonbahar akşamında, 26 Ekim 2004'te, Samsun’da bir çocuk dünyaya gelmiş. Bu çocuk, Akrep burcunun derin sularında doğmuştu; sezgileri güçlü, gözleri keskin ve ruhu bir sır gibi gizemliydi. Daha o an gökyüzü ona fısıldamıştı: "Sen dönüşümün çocuğusun, her zorluk seni daha da güçlü kılacak."
Bu çocuk, savaşçı bir ruh taşıyordu. Haritasında Güneş Akrep burcundaydı, bu da ona kararlılık ve azim veriyordu. O, sıradan biri olamazdı; ya büyük bir bilge olacak ya da insanları dönüştüren biri olacaktı. Duygularını saklamayı iyi biliyordu ama iç dünyasında fırtınalar kopardı.
Bir gün, bu küçük Akrep ormanda bir bilgeyle karşılaştı. Bilge ona şöyle dedi:
“Senin yolun sırlarla dolu. Ruhunun derinliklerine inmekten korkma, çünkü en büyük gücün kendi karanlığınla yüzleştiğinde ortaya çıkacak.”
Bu sözler onun hayatında bir dönüm noktası oldu. O günden sonra, hep bir şeylerin peşine düştü. Onun haritasında Ay, duygu dünyasının derinliklerinde ona rehberlik ediyordu. Belki bir gün psikolojiyle ilgilenecek, belki insanları iyileştiren bir şifacı olacaktı.
Ama bu yolculuk kolay değildi. Zaman zaman etrafındaki insanların gerçek niyetlerini görmek onu yordu. Çünkü sezgileri inanılmaz güçlüydü; yalanı hemen fark ediyordu. Ancak zamanla anladı ki, herkes onun gibi cesurca karanlığına bakamazdı.
Gün geldi, bir kavşakta durdu. İki yol vardı: biri kolay ve sıradan, diğeri zorluydu ama onu büyütecekti. O, zoru seçti. Çünkü haritasındaki Mars, ona cesur olmayı fısıldıyordu. Kendi sınırlarını zorladı, düştü, kalktı, ama her seferinde daha da güçlendi.
Sonunda, bilgeyle tekrar karşılaştı.
“Ne öğrendin?” diye sordu bilge.
Genç Akrep gözlerini kıstı ve şöyle dedi:
“Gerçek güç, kendini tanımaktan ve değiştirmekten geçer. Ben artık