Semiha

9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 19:10
Ve martılar evrimleştiler... "Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?" Aslında ne kadar da basit: Kuşlar uçabildiği hâlde özgür olduklarını bilmezler. Acaba bizlerde yapabileceğimiz halde neleri gözümüzden kaçırıyoruz? Başarabileceğimiz halde nasıl kendimizi kısıtlıyoruz? İnsan; önce kendisine, sonra yapabileceğine inandığı zaman önündeki bütün engelleri kaldırmış olur. Bu kitap, tamda bundan bahsediyor. Kitap diyor ki: Dünyanın bize sunduğu nimetler sadece bizim gördüklerimizle sınırlı değildir. Sadece gözümüzü açmamız, kendimizi aşmamız gerekiyor. Kitap bize şunu da söylüyor: Öğrenmek dünyanın en güzel şeyidir. Öğrenmenin sınırı yoktur ki sadece öğrenmeyi istemek yeterlidir. Fakat öğrenmek, özgür olmak ve başarmak için sizi dışladıklarında sakın pes etme! Mücadeleni sonuna kadar ver! Korkma ve emin ol senin gibi düşünen az da olsa insanlar vardır. Bu evrende yalnız değilsin ama unutma ki bu evrende en özeli sensin. İnsan her daim kendini geliştirmeli ve boşa zaman geçirmemelidir. Bulunduğumuz şartlar ne kadar kötü olursa olsun, içinden çıkabileceğimiz bir ışık belirtisi vardır. Bu ışık kendi içimizdeki güçtür. Yapabileceğimize ve üstesinden gelebileceğimize inanma gücü. Azimli olmanın yanında sabırlı olmakta önemlidir. İnsan anca azimle ve sabırla başarılı olabilir. Karşımıza çıkan her engel bize sabırlı olmayı öğretmelidir. Önümüzdeki engelleri aşmadan başarıya ulaşamayacağımızın bilincinde olmalıyız. Bu yüzden sabır şarttır. Ve son olarak: Hiçbir şey hayal olarak görülmemeli ve hiçbir şeyden umut kesilmemeli. Kitap diyor ki: Özgürlüğümüzün ve yapabileceklerimizin sınırı yoktur. Rakamlar ve mekânlar bizi kısıtlar. Ben kitabın yalancısıyım, bunların hepsini kitap söyledi. • • • • • Kitabı bitirdikten sonra, kendimce
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
Semiha
Ve müsaadenizle yazınızın bazı yerlerini kullanıyorum ☺️
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 19:10
Ve martılar evrimleştiler... "Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?" Aslında ne kadar da basit: Kuşlar uçabildiği hâlde özgür olduklarını bilmezler. Acaba bizlerde yapabileceğimiz halde neleri gözümüzden kaçırıyoruz? Başarabileceğimiz halde nasıl kendimizi kısıtlıyoruz? İnsan; önce kendisine, sonra yapabileceğine inandığı zaman önündeki bütün engelleri kaldırmış olur. Bu kitap, tamda bundan bahsediyor. Kitap diyor ki: Dünyanın bize sunduğu nimetler sadece bizim gördüklerimizle sınırlı değildir. Sadece gözümüzü açmamız, kendimizi aşmamız gerekiyor. Kitap bize şunu da söylüyor: Öğrenmek dünyanın en güzel şeyidir. Öğrenmenin sınırı yoktur ki sadece öğrenmeyi istemek yeterlidir. Fakat öğrenmek, özgür olmak ve başarmak için sizi dışladıklarında sakın pes etme! Mücadeleni sonuna kadar ver! Korkma ve emin ol senin gibi düşünen az da olsa insanlar vardır. Bu evrende yalnız değilsin ama unutma ki bu evrende en özeli sensin. İnsan her daim kendini geliştirmeli ve boşa zaman geçirmemelidir. Bulunduğumuz şartlar ne kadar kötü olursa olsun, içinden çıkabileceğimiz bir ışık belirtisi vardır. Bu ışık kendi içimizdeki güçtür. Yapabileceğimize ve üstesinden gelebileceğimize inanma gücü. Azimli olmanın yanında sabırlı olmakta önemlidir. İnsan anca azimle ve sabırla başarılı olabilir. Karşımıza çıkan her engel bize sabırlı olmayı öğretmelidir. Önümüzdeki engelleri aşmadan başarıya ulaşamayacağımızın bilincinde olmalıyız. Bu yüzden sabır şarttır. Ve son olarak: Hiçbir şey hayal olarak görülmemeli ve hiçbir şeyden umut kesilmemeli. Kitap diyor ki: Özgürlüğümüzün ve yapabileceklerimizin sınırı yoktur. Rakamlar ve mekânlar bizi kısıtlar. Ben kitabın yalancısıyım, bunların hepsini kitap söyledi. • • • • • Kitabı bitirdikten sonra, kendimce
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
Semiha
Çok güzel bir inceleme olmuş
Puan vermedi·216 syf.··
2019 24. kitabı
Hepimizin başkalarında gördüğü ve rahatsız olduğu şeyler vardır. Birine saygısız, küstah, aciz, yetersiz gibi yargılarda bulunup kendimizi rahatlatsak da asıl olay, bu özellikleri karşıda gördüğümüzde bizde neden bir rahatsızlık yaşattığıdır. Jung, buna gölge yanımız der. Yani bizde olan ama kabul etmediğimiz o karanlık yönümüzü başkasında görmek bizi rahatsız eder. Başkalarına atfettiğimiz bu yargılarla da o özelliklerin bizde olmadığını varsayarak kendimizi rahatlatırız. Oysa işin özü şudur; kendinde olmayanı bir başkasında göremezsin, görsen de bedenin, ruhun buna reaksiyon vermez. Çünkü o sendendir ve sen bunu bilir, kendinden olanı da rahatsız olmadan kabul edersin. Bu kitap der ki, o kabul etmediğin yanlarını bul ve bunları da sahiplen, çünkü o da sensin ve o yanlarını kabul etmezsen asla tam ve bütün olamayacaksın. Peki o yanlarımı nasıl bulacağım? Karşındaki kişide seni rahatsız eden şey her ne ise, onun kendindeki karşılığına bak! Ben katil değilim diyenleriniz olacak, elbette değilsiniz ancak sevdiğinize ya da size zarar verecek olan biri karşısında kalırsanız, bu özelliğinizin de olduğunu fark edeceksiniz. Herkes bir hikayenin içine doğuyor ve o filmi oynuyor. Senin oynadığın hikaye değişseydi, karşıdakinin hikayesini oynasaydın belki sen de öyle davranacak öyle birine dönüşecektin. Önemli olan karşındakinde rahatsız olduğun o davranışın olma potansiyelinin senin içinde de olduğudur. Hep iyi yanlarımızı göz önüne çıkarıp, kötü diye adlandırdığımız yanlarımızı da bastırır ya da yok sayarız. Bu kötü olan yanlarımızın olmadığını göstermez! Hepimizin içinde iyi ve kötü olma potansiyeli vardır. Kötü olanı yaşam biçiminize sokmasanız bile bu yanınınızın var olduğunu kabul etmelisiniz. Biz ying ve yang’ı içimizde taşırız. Bunu inkar ettiğimizde bütünümüzü ve
Işığı Arayanların Karanlık YanıDebbie Ford · Akaşa Yayın · 2001809 okunma
Semiha
Çok güzel bir inceleme olmuş 👏
Daha “ben” bile olamamış insanlar, “biz” olmaya çalışınca ortaya aslında hiç olmaması gereken evlilikler çıkıyor. İnsan önce "ben" olabilmeli.
Edebiyat
Semiha
Benliğine kavuşmamış insan ham meyve gibi ,olmuş görünüyor ama tadı acı…
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız ,günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi.Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı.Yani başlangıç noktasını farklı seçersen aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir. Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi ne kadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.
Semiha
Harika