Bayıldım ve bayıldım. Kitap William Butler Yeats'in İrlanda halk öykülerinin derlenmesinden oluşuyor, eğer halk hikayelerine sizde merak besliyor yahut hayranlık duyuyorsanız sevmemenize imkan yok. Masalları bir metafor ile eve benzetsek İrlanda Masalları bu evin kapısı olurdu bence. Bu evrene ve alana dair her şeyin başladığı yer. Su perileri, bansheeler, cüceler, sizi kaçırıp ayak parmaklarınız düşene dek on yıllarca dur durak bilmeden dans etmenize sebep olan peri müzikleri... materyal dünyanın kabuğundan sıyrılıp, bir zamanlar bu masallar dilden dile yayılıp giderken yaşamın ne kadar büyüleyici olabildiğini anladım. Yeşilli İrlanda köylerinde küçük kulübenin birinde iplik ören kadınların birbirine anlattığı bu öyküleri kulaklarımda hissedebiliyorum.
“Robb adamın cesurca öldüğünü söylüyor; Jon’sa korku içinde öldü diyor,” dedi.
“Peki sen ne düşünüyorsun bu konuda?” Diye sordu babası. Bran düşündü. “Bir adam korkusuna rağmen cesur olamaz mi?”
Bu kitap hakkında bir çok çeviri inceleme, naçiz İngilizcem ile eleştiriler okudum, bazısı ne kadar alçaltıcı ve kötüleyiciyse ötekileri bir o kadar yere göğe sığdıramıyor, ölüp bitiyordu kitaba.
Yine edebiyat sayesinde sanatın ne kadar öznel be bireysel olabildiğini görmüş oldum böylece. Kimsenin ne dediğini önemli olmamalıydı çünkü. Tek mühim olan bu kitabın bana vereceği his ve tad katacağı fark olmali. Her şeyi kenara bırakıp kitabı okudum. (İfade etmeliyim ki çeviri de bir o kadar mükemmeldi İthaki Yayınlarına koşulsuz güveniyorum her zaman)
Çok afedersiniz (!) kitabı okumam aylar sürdü… Kötü olduğu icin değildi ama! bilakis harika bir deneyim olmuştu benim için. Akşamları okudum, marmarayla dershaneme giderken bazen üçer sayfa okudum, uzun araba yolculuğunda ise bitirdim. Eskiden kendime haftada en az bir kitabı bitirmeyi bir ödev edinmiştim, artıksa bir yetişkinim ve ne istiyorsam onu yapıyorum çünkü mutluluktan ötesi olmadığını fark ettim hayatta.
Bu kitap da tam bu oldu benim için, koşulsuz mutluluk ve huzur, nerde bıraktiysam sayfalar orda yakaladı beni günler sonra bile…
Adını bilmediğimiz roman karakterinin tüm çevresine ve yaşamına yansıttığı nefreti/ parlak hayatına dair abartılı sıkılganlığı, ki aslında kendine olan nefreti, çok yakından tanıdığım ama bana uzun zamandir aynada görmediğim birini hatırlatti.
Otessa moshfegh’in yarattığı bu sade ama kaotik atmosfer ve nihayet klasik alçak gönüllü iyi kadın karakterinden uzak karakter bana inanılmaz bir zihin orgazmi yasatti kendisine rastlamayacağını, rastlasa dahi anlamayacağı bu platformdan saygılarımı sunuyorum <3. Çağdaş edebiyat ve yenilikten hoşlanıyorsanız uzatmadan okumanızı diliyorum :) şapşal gibi kitabın özetini yazmadim açıp okuyun kitabın arkasından, interner cağında yaşıyoruz!