yaren

-Kulüp Önerisi-
İyi günler 1000kitap ailesi… Son zamanlarda katılacağım bir kitap, edebiyat kulübü arıyorum, katılımcısı olduğunuz ve sevdiğiniz bir online kulüp varsa önerilere sonsuz açığım. Teşekkürler…
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Paragraf sorusu yapmak istiyorsanız, Dostoyevski okuyunuz… (!)
İroniyi bir kenara bırakmalıyım şimdi fakat oldukça zor oluyor. Bugün yks sınavına hazırlık amacıyla gittiğim dershanenin rehberlik hocası ile bir görüşmem vardı. Sözelci olup edebiyat fakültesi istememe rağmen nasılda eşit ağırlık okumak zorunda kaldığımdan, sözel puanlamada başarılı olmak için kendi kendime hazırlanmam gerektiğinden bahsediyorduk. Tüm öğrencilere yönelik ders programı hazırlıyordu, sonra arkadaşlarım ile yaptığım karşılaştırmada fark ettim ki herkese aynı ders programını çıkarıyordu haliyle. Her güne geometri ve matematik problemleri yazdırdıktan sonra, başarılı olmak için önce onlarda başarılı olmalıyım… Bana kitap okumamı söyledi çünkü paragraf sorusu yapıp rakiplerimi elemek (!) için buna ihtiyacım vardı, tabii ben de bunun problem olmadığını söyledim zira edebiyat benim gençlik aşkımdı zaten. Uyarıda da bulundu, Harry Potter ya da Sherlock Holmes okumayacakmışız, herkese başarı için Dostoyevski veya Tolstoy okumalısınız diyordu. Fakat sınav bittikten sonra okumasalar da olur nasılsa, sınavda başarılı olan hayatta da başarılı olur. Öyle değil mi?
Hayat
The show must go on!
Puan vermedi
Bu sefer, edebiyat konuşmak yerine bir diziden bahsedeceğim, kalbime olabileceği kadar dokunmuş, en hüzünlü hallerimde bana bir çikolata gibi sevinç katan, nam-ı diğer ‘Glee’. Şunu söyleyerekten bir başlangıç yapmak istiyorum, iyi olmaya çabaladığımız miktar kadar iyi olduğumuza inanmama rağmen, ön-yargı problemiyle baş eden biriyim, her adımımda önüne geçmeye çalışıyorum. Dolayısıyla bu gereksiz dürüstlüğü nereye koyarsınız, o size kalmıştır. Aslında maksadım kült veya klasik değeri taşımayan (kime göre, neye göre :)] bu yapımı de hiçbir yargıda bulunmadan, insan ruhuna kara bir leke gibi işlemiş saçma beklentilerden uzak şekilde değerlendirmeniz, çünkü ben öyle yaptım… Bir şans verirseniz sizi de mutlu edeceğine eminim. Öncelikle dizimiz müzikal bir gençlik drama dizisi, Spring Awakening oyunun başka bir versiyonunun televizyona aktarılmış hali gibi düşünebilirsiniz, belki daha kadrolu ve kapsamlısı :) Bu güzel dizi benim üzerimde öyle büyük bir etki sahibi oldu ki sözcüklere dökmek oldukça zorlaşıyor. Hiçbir karakterin siyah beyaz olmayışı, salt iyi-kötü karakter niyeti güdülmeden yaratılmış olmaları. Her birinin hatalarıyla, hayalleriyle/ dünyada hepimizin büyük hayallerinin gerçekleşmediğini gördükleri zaman yetişkinliğin farkındalığına erişmeleri… Kısacası hepsinin grinin birer tonu oluşu sevmemde en büyük etken. Farklı etnik kökenden, cinsel kimlikten, sınıftan, dinden gelen, ortak sadece müzik tutkusuna sahip bu gençler, birbirlerine tamamen zıt ve bir o kadar birbirlerine aitler. Aynı bizler gibi, aynı bizim olduğumuz kadar doğru ve yanlışlar. Dile dökemedikleri duyguları müzikle anlatıyorlar biz de anlıyoruz, hem de fazlasıyla. Diziyi sürekli izlerken, ben bunu asla yapamazdım/yapmazdım, ben de aynen böyle yapardım diyorsunuz. Anlatılan aslında sizin
Dizi/Film
Glee - William McKinley Lisesi YıllığıKolektif · Akılçelen Kitaplar · 20156 okunma
“Söylevini verirken sallanıyor, el kol hareketleri yapıyor, ileri geri yürüyor, yeri titretiyor ve pelerinini savuruyordu. Aşırı güç gösterisi, abartılı jestler Robert d’Artois’nın insanları ikna etmek için kullandığı bir araçtı. Sözcüklerle olduğu kadar kaslarıyla da inandırmaya çalışıyor, görünüşüyle bir bütün olan kaba dili samimi bir inancın kanıtı gibi görünüyordu. Ancak daha yakından bakıldığı zaman, insan kendine tüm bu hareketlerin bir cambazlık, soytarılık gösterisi olup olmadığını soruyordu.”
Tarih
“Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır. Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.”
Edebiyat