-Selefimiz, dedi Van Tricasse ciddi bir tonda, selefimiz durumlar karşısında asla kesin kelimesini kullanmaya cesaret edemezdi. Bütün kesinlemeler tatsız geri dönüşlere yol açar.
Masalar, iskembeler, bina iskeleleri, arabalar kiralanıyor, hepsi izleyicilerle doluyordu. İnsan kanı içen tüccarlar avazı çıktığı kadar :
“Yer isteyen var mı?” diye bağırıyorlardı.
İçimi öfkeyle dolduran bu kalabalığa: - Benim yerimi isteyen var mı? diye bağırmayı düşündüm.
İşte hiçbiri benden nefret etmeyen, hepsi benim için üzülen ve isteseler kurtarabilecek olan bu adamlar babana bunu yapacaklar. Marie, beni öldürecekler, bunu anlıyor musun?. Hem de her şeyin düzene girmesi için törenle, soğukkanlılıkla! Aman Tanrım!
Çocukların dilinde sık kullanılan, çok hoş ve masum olduğu için yetişkinlerin ağızlarına almadığı o babacığım! sözcüğününü duymamaya mahkum olmak!
Yine de bu ağızdan bir kez daha, son bir kez daha bu sözcüğün döküldüğünü duymak; işte hayatımdan çalınan kırk yıl karşılığında tek istediğim bu.
Ülkemizde vicdan sahibi tüccarlar var mı? dürüst aşçı, vicdanlı inşaatçı, marangoz, demirci var mı? Hangi sınıf konumundan daha yüksekte duruyor? Avukatlarınız, meclis üyeleriniz, gazetecileriniz, onlara toprağınızın tuzu diyebilir misiniz? O zaman ne istiyorsunuz? Daha aranızdan düzgün bir domuz çobanı bile çıkaramazken kiliseden değerli papazların çıkmayışına mı şaşırıyorsunuz? Kiliseniz sizsiniz, Rahipler de sizsiniz.Onlar da sizin hamurunuzdan