Kapı hafifçe aralandı ve incecik bir silüetle karşı karşıya kaldım. Herhalde en az benimkiler kadar şaşkın bir halde üzerime dikilmiş gözlerin sahibi Abdül değildi. Hafifçe titreyen dudaklarının arasından bir mırıltı döküldü: "Aziz"
"Nergis?"
"O zaman, hareketsiz vücuda dört el ateş ettim, kurşunlar birbiri peşi sıra bu vücuda gömüldü. Felaketin kapısına vurduğum dört sert darbeydi sanki bunlar."