Aklımın tekinsiz, hayallerin değersiz olduğu bana hissettirilince, bazen ince bazen hoyratça söyleniverince işte o zaman bıçağı çekerdim. Hiçbir şeyi olmayanın tüm
tehlikesi ile bir saldırırdım.
Demosthenes ve Nicias arasındaki diyalog:
D.: Bir heykel mi? Gerçekten tanrıların varlığına inanıyor musun?
N.: Tabii ki inanıyorum.
D.: Peki, tanrıların varlığına dair nasıl bir kanıtın var?
N.: Ben tanrıların hazzetmediği biriyim. Bu kanıt sayılır mı?
D.: Evet. Benim için yeterli bir kanıt
Beni yardımcı profesörlük görevimden istifaya sevk eden asıl gerekçenin ne olduğu üzerine bir süredir kafa yoruyordum. Şimdi düşününce bu görev tam bana göreymiş gibi geliyor. Bugün birden kafama dank etti;
tek gerekçe kendimi o görev için biçilmiş kaftan saymamda yatıyordu. Eğer o göreve devam etseydim kaybedeceğim çok şey vardı ama kazanacağım hiçbir şey yoktu. Dolayısıyla oradan ayrılıp gezgin bir tiyatro kumpanyasına katılmayı uygun gördüm. Gerekçem de o işte hiçbir yeteneğimin olmaması, dolayısıyla da kazanacağım çok şey olmasıydı.