İbrahim g

İbrahim g
@Ibrahimg
Fizik öğretmeni
İzmir
92 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
7/10
·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 10:31
Mustafa Kutlu ile tanışıklığımız çok eskilere dayanır. Tek solukta okunacak, yalın anlatımlı öykülerini bir kaç kitap arasında, ara sıcak olarak okurdum eskiden. Otuza yakın kitabını okudum. Doğal, samimi bir dille; sıradan Anadolu insanını anlatıyordu. Sonra sonra öykülerindeki değil ama kendisindeki o sıcaklık kayboldu. Yazdıklarının, anlattıklarının aksine bir şeylerin tarafı olmayı seçti kendisi. Üstelik buna saygı duymamızı beklerken de fazlasıyla dışlayıcı ve suçlayıcı bir tavır takındı. Karşı mahalleyi geçtim kendi mahallesinden de büyük bir kesimi öteki olarak görmeyi bir seçim olarak tercih etti yazdığı köşe yazılarından anladığım kadarıyla. Yine kendi deyişiyle “sevmediğimiz insan yoktur, sadece gönlümüze soğuk gelenler vardır.” dedik biz de şahsına. Yıllar oldu ki elime almamıştım bir kitabını. Zeynep büyüdü, şimdi ufak ufak o okuyor eski kitaplarını bir zamandır. Ben de biraz nostalji olsun biraz da eski günleri yad etmiş olayım diyerek başladım “Ezanı Beklerken”e. Fakat ben mi değiştim, artık var olan ön yargım mı ağır bastı yoksa Mustafa Bey mi dönüşümünü tamamlamadı henüz bilemedim. Siyasi ortamın, kültürel ve sosyal değişimimizin arka planda olduğu ama suya sabuna dokunmadan öylece her konunun üstünden geçildiği bir uzun öykü bu. Sıkıntısını yaşadığımız her mevzuya bir cümle kurmuş diyebilirim; o kadar. Bir sürü fikri, tartışmayı, öğüdü de dizmiş arka arkaya; tadımlık olsun diye. Fakat bende uyanan izlenim, söylediği bir çok sosyal mevzuyu da kendi içinde çözememiş gibi bir hali var. İkircikli bir tavır. Eski söylemleriyle durduğu yer çelişiyor, bu çelişkinin de farkına varmış fakat dönüp tavrını değiştirmeyi de kendine kabul ettirememiş gibi bir durum. İçi boş bir “Anadolu irfanı” tavrı… Öyle ortada, ne şiş yansın ne kebap dercesine “ben söyledim siz
Ezanı BeklerkenMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2025535 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·80 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 16:32
Japon Edebiyatının en sevdiğim yazarlarından biridir Mişima. Pop-art olarak Murakami’nin de yeri ayrıdır bende ama o daha çok çerez niyetine arada eksikliğini hissederim. Mişima ise hem konu hem de yazın olarak çok daha ciddiymiş gibi gelir bana. Geleneksel Japon Kültürü ile modernleşme aşamasındaki Japonya arasındaki çatışmalara ciddi derecede kafa yormuş olması bizim kültürel geçişimiz ile paralel değerlendirildiğinde epey ilgi çekici olabiliyor. Sadece toplumsal değişimler bir yana insanın iç dünyasını, kafasının içini bu kadar ayrıntılı bir şekilde ele alması ise gerçekten büyüleyici. Roman karakterlerinin her biri neredeyse kanlı canlı karşımızda duruyormuş gibi gerçekten varlar. Okurken bu hissiyat yakanızı bırakmıyor diyebilirim. Ayrıca kariyerinin zirvesinde denilebilecek bir dönemde harakiri yaparak intihar etmiş olması da sebepleri açısından oldukça ilgi çekici bir durum bence. İlk “Denizini Yitiren Denizci”yi okumuştum. O kitaptaki bazı sahneler hala o ilk okuduğum andaki gibi gözümün önünde capcanlı duruyor. “Ergenlik Dönemim” ise Türkçe’de yayınlanan son kitabı. Sadece ergenlik dönemi ile kısıtlı bir aralıktaki anılarından oluşuyor. Kendini, insanları, karşı cinsi ve cinselliği tanımasıyla alakalı küçük küçük hatıraları. Bu kitabın hoşuma giden bir özelliği de Japonca aslı dışında sadece Türkçe’ye çevrilmiş olması. Kısacık bir mola gibi düşünülebilir bu kitap vesselam… #delilikgüncesi #kitap #okumahalleri #mişima #yukiomişima #ergenlikdönemim
Edebiyat
Ergenlik DönemimYukio Mişima · Can Yayınları · 202333 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 3. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 17:50
Judith Hermann’ın okuduğum ilk kitabı, devamını getiririm diye düşünüyorum. Kısa ve kesintili cümlelerle anlatılan bir öykü bu. Cümlelerin kesik kesik oluşu rahatsız edici. Okuma hızını da epeyce etkiliyor bence. Fakat bu rahatsız edicilik keyif veriyor bana diyebilirim. Kuzey Avrupa edebiyatından romanlar okumak ara ara ihtiyacını hissettiğim bir durum. Bizim coğrafyamızda bir roman için konu olma ihtimali olmayacak olayların, durumların sakin, dingin anlatılıp hacimlice bir romana dönüşmesi hoşuma gidiyor aslında. Bize göre küçücük küçücük sayılabilecek olayların travmatik durumlar oluşturabiliyor olmasını görmek ilgimi gıdıklıyor. Romana başladığımda yazar acaba hangi Kuzey Avrupa ülkesinden diye bakma ihtiyacı hissettim; Alman olmasına ayrıca şaşırdım diyebilirim. Bu kitapla alakalı ilk ters köşe oluşum bu ise ikincisi de olay örgüsünün çözülüşünün beklentimden çok farklı olması oldu diyebilirim. Bu durağanlığın içerisinde o sonu ummamıştım. Velhasıl keyifli idi vesselam… #delilikgüncesi #okumahalleri #judithhermann #bütünaşklarınbaşlangıcı #siakitap #kitap #kitaplık
Edebiyat
Bütün Aşkların BaşlangıcıJudith Hermann · Sia Kitap · 2025660 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 14:33
“Dünya Ağrısı” ile tanışmıştım ilk Ayfer Tunç ile. Öyle bir ağrı idi ki hala şuramda öylece duruyor; yıllar oldu geçmedi. Sonra diğer kitapları geldi, hepsi ayrı bir tad. En son “Kuru Kız” da biraz burkulmuştu içim; acaba tarz mı değiştiriyor Ayfer hanım diye düşünmüştüm. Kısa kısa cümleler, kolay okunur betimlemeler diğer kitaplarından biraz ayrıksı duruyor gibi gelmişti bana. O yüzden yeni kitabını merakla bekliyordum aslında, nasıl bir tarz üzerinde ilerleyeceğini görmek istiyordum. “Annemin Uyurgezer Geceleri” o eskiye dönüş ya da ufak bir ara soluklanmadan sonra kaldığı yerden devam ediş gibi geldi. O kadar ayrıntıyı, anektodu, gözlemi, tespiti satır aralarına yedirmiş ki bazen durup durup geri dönmem gerekti okurken. Kitap ilerlerken çoğunluk “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”ndeki aldığım tadı damağımda hissettim diyebilirim çoğunluk; orada karakter sayısı fazlacaydı, burada arka planda işleyen olay sayısı fazla. Bu da sevdiğim ‘Ayfer Tunç romanı’ydı diyebilirim işte. Öndeki hikayenin fonunda tüm toplumsal ve ekonomik değişimimize/dönüşümümüze ince yollu bir isyan sürekli devam etti kitap boyunca. Romanın son on yılda canımızı yakan tüm değişimlere/dönüşümlere dokundura dokundura ilerlemesi hem hoşuma gitti hem de içimi acıttı diyebilirim. Kendi hikayeni baştan yazmak durumunda kalmak… ve dahi hangi anı gerçek hangi anıyı zihnim üretti bilememek… Velhasıl uzun bir aradan sonra Ayfer Hanım ile tekrar buluşmak keyif verdi, hoşuma gitti, canımı yaktı diyebilirim vesselam… #delilikgüncesi #kitap #okumahalleri #ayfertunç #anneminuyurgezergeceleri #can #canyayınları
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
8/10
·354 syf.··
2025 21. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 01:03
“Zaten kalbinde büyük bir gülle taşıyan biricik insan değildi..” 2012 Aralık’ta dahil olmuş kitaplığa bu kitap. Nereden aldım ya da nasıl geldi bilmiyorum. Birisinin kitaplığından aparmış bile olabilirim. Yıllarca beklemiş, zamanını, okunmayı. Her kitabın bir zamanı vardır diye düşünürüm, bekler; kendi zamanını kendi seçer bence. Bu da beklemiş epeyce. Kısmeti bu güneymiş demek. Zaten bir kaç yıldır öyle planlı okumalar dalan yapamıyorum. Çok da okuyabildiğim de söylenemez ya, neyse. Bu da geçici bir süreç elbet, bitecek. Neler neler geçip gitmedi, bitmedi ki. Bitmesini bekliyorum bende. Yoğun bir metin korkusuyla elim varmamış diye düşünüyorum ki gerçekten de öyle. Bir mekan etrafında çokça uzun bir zaman dilimini anlatıyor. Bolca karakter girip çıkıyor öyküye doğal olarak. Geniş bir zaman dilimini anlatmak için iyi bir yöntem bu bence. Her giren karakter kendi hikayesini anlatıp kayboluyor. Biraz Marguez okuyormuşum tadı verdi bana; bol karakterli, bol tahlilli, tarihi olaylara dokunup dokunup ilerleyen bir roman. Bir aralık akmayacakmış gibi gelse de genelinde keyif verdi diyebilirim vesselam… İvo Andriç Drina Köprüsü
Edebiyat
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma