Karacaoğlan
"Kardaş, " dedi usuldan, "Sen kendini gurbet elde sanma. Burada babayın atayın evinde say kendini. Öz kardaşıyın... Sevda zor. Senin sevdan daha daha da zor. Daha da belalı. Altından kalkılır. Sen dağları delen Ferhadı bilin mi? Zora dağ dayanmaz. Sevdaya dağ dayanmaz kardaşım...
Karacaoğlan
Yaz gelir de heveslenir bitersin
Güz gelince başın alır gidersin
Yavru niçin boynun eğri tutarsın
Senin derdin benden beter menevşe
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Uyuyup uykuya kanamaz oldum
Deli miyim mecnun muyum ben neyim
Sevdasın serimden atamaz oldum
Karacaoğlan
Bir düş içinde, bir uzak türkü içinde, türkülerin cenneti içinde, pınarın yeşil billuru içinde kaldılar bir an...Nasıl oldu, nasıl olmadı, kendilerini, yan yana, kucak kucağa buldular.
Uzun zaman böyle kaldılar. Konuşmadılar. Konuşamazlardı . Söyleyecek hiçbir şeyleri yoktu. Yürekteki çımgışma, bahar havası, gün aydınlığı, ılık ılık seher yeli, kendinden geçme... Hayran hayran birbirinin yüzüne bakıyorlar... "Yar yüzüne bin yıl baksam az gelir. Yüz yıl dahi baksam kanan değilim." Kanmıyorlardı. Sevdanın büyük ateşi ile yanıyorlardı.