Beyza

Beyza
@Ilyailyicc
x.com/suaraa19?s=21 Ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.
27 Mayıs
7 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Zevklerin Bayağılılığı Düşüncenin Asaletini Zedeler
İnsanın iç dünyası ile dışa dönük tercihleri arasındaki derin irtibatı işaret eder. Çünkü İslamî ölçülerde insan, sadece aklıyla değil, kalbi ve zevkleriyle de bir bütün olarak değerlendirilir; hangi şeye meylettiği, neyi güzel bulduğu, aslında neyi hakikat saydığının bir yansımasıdır. Bayağı zevkler, yani nefsin kolayına gelen, hakikatten uzak ve yüzeysel olan tercihler, zamanla idraki de sığlaştırır; tefekkürün ufkunu daraltır ve düşünceyi sıradanlaştırır. Oysa asalet, hem düşüncede hem yaşayışta bir istikamet ve ölçü gerektirir; bu da ancak hakikate yönelen bir zevk terbiyesiyle mümkündür. Benim dünyamda bu durum, Müslümanın dünyayı algılayışındaki ciddiyetle doğrudan ilişkilidir: İnsan neyi seviyorsa ona benzer ve neyle oyalanıyorsa onun kadar derinleşir. Dolayısıyla zevklerin arınması, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda imanın ve düşüncenin izzetini koruma çabasıdır. B'E
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Türkiye yi Darul İslam Kabul Etmek
Bu İsmet Özelin kelimelere sinmiş sarsıcı bir idrak halidir, çünkü ona göre bir toprak üzeinde secde izleri taşıyanların yurdudur. Müslümanın yurdu ezanın göğe yükseldiği haramın haram helalin helal bilindiği yerdir. İsmet özelin nazarında türkiye zamanın tozu toprağıyla örtülse bile mümin nefesinin sıcaklığını hala taşıyan bir yerdir. Burada islam kimi zaman gürül gürül akan bir nehir gibi kimi zaman da küllenmiş korların içten içe yanışı gibi yaşanır. Ama ne olursa olsun bu memlekette müslümanın omuzladığı emanetle darul islam olma iddiasını kaybetmez. Zira ona göre bir memleketi yurt yapan sınırlar değil Allahın rızasını arayanların ayağındaki yol tozudur. Türkiye bütün eksikleriyle bütün savruluşlarıyla yine de mümin kalbinde burada bir hakikat bekliyor duygusunu yaşatır. Ve bu duygu bir milletin kaderine çekilmiş ince ama sarsılmaz bir çizgidir.
1000Kitap
İnsan, çoğu zaman sahip olduklarını değil, eksik sandıklarını sayarak konuşur. "Nasılsın?" diye sorulduğunda dilinden dökülen ilk söz neredeyse hiç "İyiyim" olmaz. Hâlbuki nefes alıyorken, iman kalpte duruyorken ve bir gün daha tövbe edebilme imkânı varken, "iyiyim" dememek hangi yokluğun ağırlığıdır? Şükür, nimeti inkâr etmek değil; imtihanın farkında olarak hâlden razı olmaktır. Bir hadiste Peygamber Efendimiz, ‘İnanan kişi her hâl ve şartta iyidir.’ buyuruyor. İslam, acıyı saklamayı değil, nimeti görmezden gelmemeyi öğretir. Sürekli yakınmak kalbi karartır; kalp karardıkça nimet sıradanlaşır. Oysa bir mümin, hâli ağır da olsa diliyle itiraf eder: "Elhamdülillah." Çünkü bilir ki şikâyet, nimeti azaltır; şükür ise azı çoğaltır. "İyiyim" demek bazen her şey yolunda demek değil, Allah'ın takdirine teslimiyetin sesidir. B’E
1000Kitap
“Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere…”
1000Kitap
“Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda” insanlığın istikamet kaybına tutulmuş hâlinin içli bir itirafı…Yollar çoğalmış, yönler karışmış; insan, hakikatin ışığından uzaklaştıkça hızlanmış ama nereye gittiğini unutmuştur. Bu kör gidiş, aklın kalpten kopuşudur; bilmenin imandan, yürümenin duadan ayrılmasıdır. Oysa İslam, yolu değil yönü öğretir: istikameti. Kalp secdeyle doğrulmadıkça adımların doğru olması mümkün değildir. Kurtuluş, yürümeyi bırakmakta değil; yeniden “Rabbim, beni doğru yola ilet” diyerek yola çıkmaktadır.