Aslını ararsanız, kendim için üzülmüyorum. Dondurucu soğukta paltosuz, yalınayak da dolaşabilirim. Ne yapayım, katlanırım. Uysal, küçük bir insanımdır… Ama el âlem ne der? Düşmanlarım, dilleri zehir saçan o canavarlar daireye paltosuz geldiğimi görünce neler söylemezler! İnsan paltoyu -belki çizmeyi bile-başkaları için giyer. Çizmeye, gururumu korumam için ihtiyacım var anacığım. Delik çizmeyle bir paralık olur gururum.
Yoksul, ezilmiş insan kuşkucudur. Çevresine, yanından geçenlere yan gözle, bir tuhaf bakar. Kendisinden mi söz ediliyor, anlamak için gözlerini kısarak, kuşkulu bakışlarını dolaştır çevresindekilerin üzerinde, konuşulanlara kulak kabartır. Niçin böyle soğuk bir dış görünüşü vardır? Neler hisseder? Dış görünüşü böyledir de iç görünüşü nasıldır acaba? Şurası kesindir ki Varvaracığım, şu kağıt karalayıcılar ne kadar yazarsa yazsınlar, yoksul insanın bir paçavra kadar değeri yoktur! Bu böyle gelmiş böyle gider. Niçin mi? Çünkü onlara -yazarlara- göre yoksul insan, her şeyi ortaya dökülmesi gereken bir yaratıktır. Kutsal hiçbir şeyi, gururu olamaz!…