Abdulhakim

Abdulhakim
@JohanLiebert
"Ressam" isimli kitabım çıktı, buradan alabilirsiniz: m.kitapyurdu.com/index.php?route... Müziklerim: youtube.com/channel/UCPoIBR...
10/10
·339 syf.··
2017 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2017 19:02
Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum : “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak... Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok... İnsanın içinde bir coşku uyandıracak bir düşünce fırtınası başlatacak bir kitabı bitirmek olmaz herhalde, bitmez değil mi böyle bir kitap... Tekrar tekrar okunur, evet okunur; eskimez de böyle bir kitap... Aynı zamanda utandırır böyle bir kitap, adamlıktan soğutur, sorgulatır, şimdiye kadar neredeydin dedirtir; suç ve cezayı çocukluğunda okuyan bir düşünürün düşünceleri karşısına ne yüzle suç ve cezayı bu yaşıma kadar okumadan çıkıyorum öz eleştirisini yaptırır.” Evet, o gün dediğim gibi adamlıktan soğutur, utandırır derken kendi çapında bir adam olarak yazıyorum. Ülkenin her ferdine, ya da her insana -evrensel bir kitaptır- hitap ettiği kadar asıl hedefte aydınlar vardır, söz de aydınlar. Halen de öyledir. Düşünmek yerine hazırı alıp kullanırlar, o yüzden olamıyorlar, ham kalıyorlar. O yüzden kabuğumuzu kıramıyoruz. Bir ansiklopedi adeta “Bu ülke” kitap olarak, okunup bitirmek bu kitabı teknik olarak söylenir, bitmez ki, adam yemiş yutmuş. Onları benim gibilerin sindirebilmesi için, bir kere çok araştırması gerekir. Her araştırma yeni okuma demek, her okuma yeni okumalara yelken açmak demek. Bitmez… Ne güzel söylüyor okumakla ilgili üstat: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez." Kitabın son bölümünde basında çıkanlardan birkaç pasaj var. Muhittin Nalbantoğlu demiş ki :
Felsefe
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Abdulhakim isimli okura yanıt verildi
Abdulhakim
Sayenizde büyük bir aydınlanma yaşadım. Süslü laf salatası diyeceğim de buna anca borani denir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·339 syf.··
2017 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2017 19:02
Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum : “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak... Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok... İnsanın içinde bir coşku uyandıracak bir düşünce fırtınası başlatacak bir kitabı bitirmek olmaz herhalde, bitmez değil mi böyle bir kitap... Tekrar tekrar okunur, evet okunur; eskimez de böyle bir kitap... Aynı zamanda utandırır böyle bir kitap, adamlıktan soğutur, sorgulatır, şimdiye kadar neredeydin dedirtir; suç ve cezayı çocukluğunda okuyan bir düşünürün düşünceleri karşısına ne yüzle suç ve cezayı bu yaşıma kadar okumadan çıkıyorum öz eleştirisini yaptırır.” Evet, o gün dediğim gibi adamlıktan soğutur, utandırır derken kendi çapında bir adam olarak yazıyorum. Ülkenin her ferdine, ya da her insana -evrensel bir kitaptır- hitap ettiği kadar asıl hedefte aydınlar vardır, söz de aydınlar. Halen de öyledir. Düşünmek yerine hazırı alıp kullanırlar, o yüzden olamıyorlar, ham kalıyorlar. O yüzden kabuğumuzu kıramıyoruz. Bir ansiklopedi adeta “Bu ülke” kitap olarak, okunup bitirmek bu kitabı teknik olarak söylenir, bitmez ki, adam yemiş yutmuş. Onları benim gibilerin sindirebilmesi için, bir kere çok araştırması gerekir. Her araştırma yeni okuma demek, her okuma yeni okumalara yelken açmak demek. Bitmez… Ne güzel söylüyor okumakla ilgili üstat: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez." Kitabın son bölümünde basında çıkanlardan birkaç pasaj var. Muhittin Nalbantoğlu demiş ki :
Felsefe
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Abdulhakim
Bahadır bolat 1000 tane konu için kısa geldi gözüme. "Dostoyevski iyidir, Nabakov az saçmalar ama gene iyidir, Gogol zaten şöyledir..." Şeklinde olması lazım ki sığsın.
Türkiye'nin en büyük sorunu sizce nedir? Burada araştırma yaparsanız herkes size terör, sağlık, eğitim gibi bir şeyler söyler ama ilk sırayı terör alır. 314. Maddeyle ilgili, yani terör suçlarını kapsayan maddeyle ilgili 2015 yılında açılan 16 bin dosya var. Ve 103. Maddeden; yani istismardan açılan dosya sayısı ise 17 bin. Ve daha 2016'nın rakamları açıklanmadı. Sizce şimdi ülkenin en büyük sorunu nedir acaba? Terör mü, istismar mı ?
Sayfa 147 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Abdulhakim
Terör sorunu sadece bazı doğu illerinde görülen bir şey ve kasıtlı olarak 30 yıldır karınları doyuruluyor devlet kasasından. Oysa eğitim en büyük sorun, çünkü tüm sorunlar eğitimsizlikten doğar. Yine de özgür iradeden dolayı bilgisiz ve bilmiş bir insanın kendini devleti işaret ederek savunması onun bir asalak olduğunu gösterir.
Puan vermedi·399 syf.··
2019 98. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2019 16:35
Merhaba arkadaşlar. Dışarda hava 46 dereceyken, klima bile oturduğumuz odayı 30 derece yapmazken, evimizde 1 aylık bir bebek varken, misafir eksik kalmazken; okumaya çalışıp, üstüne de şu an bu satırları yazıyorum. Bence ben şahane bir okurum:) İşin gırgırını bir tarafa bırakıp kitap hakkında birkaç cümle yazayım. Kitabı almama vesile olan şey yıllar önce üniversitede okurken yaşadığımız evin bahçesinde bulunan incir ağacının altındaki yere verdiğimiz isim: Hayvan Mezarlığı. Evimizde herkes hayvanseverdi ama sanırım herkesin de hayvanı ölüyordu. Hayvanların gömüleceği tek adres de incir ağacının altıydı. Fakat Stephan King’in bu kitabının içeriği bizim Hayvan Mezarlığımız gibi dünyevi değildir. Doktor Louis Creed, karısı, iki çocuğu ve kedileri Church ile Ludlow’ da bulunan şahane bir eve taşınmışlardır. Güzel sakin bir kasaba, evlerinin arkasında bulunan zengin bir orman ve ormana giden patika yol... “Patika” deyince kulağa hoş geliyor değil mi? Fakat kitabı okuduktan sonra patikalarda yürümek pek hoşunuza gitmeyebilir. Kitap ilk okuduğumda, sayfalar geçtikçe; aklımda şu sorular vardı : “ Nerde gerilim?, Nerde korku?, Nerde heyecan? “ Daha sonra doktorun beş yaşındaki kızının Hayvan Mezarlığı ile tanışıp, kedisi Church’un ölüm fikrini sevmemesi üzerinden çok zaman geçmemesine rağmen kedi Church’un araba çarpması sonucu ölmesi ile kitap az da olsa canlanmış oldu. Peki doktor Creed, kedinin öldüğünü kızına anlatabilecek miydi? Elbette anlatmayacaktı. Peki çare neydi? Tabiki de büyülü mezarlığa gitmekti. Kitabın son sayfalarına doğru belki biraz gerilim yaşarım sandım fakat olmadı. Sanırım tamamen görsellikten uzak olmasından kaynaklı. Yüksek ihtimal filmini izlediğimde korku, gerilim hissini yaşayacağım. Umarım yanılmam. Kurgu güzeldi fakat dediğim gibi beni germedi,
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,6bin okunma
Abdulhakim
Bence Stephan King'in eserleri filme dönüşünce güzel oluyor. Veya Modern Amerikan Edebiyatı aynı çizgide ilerliyor. Bilemedim. :)