Agırî

Zihinsel huzursuzluk çağı
Yaşadığımız çağ zihinsel bir huzursuzluğa neden olmaktadır. Ne dogmalarda ne de kurumlarda zihin için gereken huzur bulu-namıyor. Bir zamanlar huzursuz zihinler için güvenli bir sığınak olan Katoliklik bile en ciddi içsel anlaşmazlıklarla dolu. Politikada, sosyolojide ve ahlakta tartışılmayan hiçbir prensip kalmadı. Entelektüel gelişim açısından irade konusunda hiçbir şey bilmeyen orta öğretim kaldı sadece geriye. Ahlaki açıdan bu durum geçmiş ve gelecek arasında faydasız bir uzlaşmadır.
Felsefe
Agırî
Paylaştığınız bu metin, modern çağın getirdiği varoluşsal belirsizlik, kurumsal güven kaybı ve entelektüel kriz temalarını işleyen oldukça derinlikli bir tespit.Bu analiz, bireyin sığınacağı "mutlak" doğruların yok oluşunu ve zihnin sürekli bir arayış/huzursuzluk içinde kalmasını tasvir ediyor. Bu durumu birkaç başlıkta açabiliriz:Dogma ve Kurumların Çöküşü: İnsanlık tarihinde huzur, geleneksel yapılarda (din, aile, devlet) bulunurdu. Ancak modern çağda bu kurumlar, bireysel sorgulamanın ve rasyonel eleştirinin karşısında sarsılmıştır. Bahsettiğiniz gibi, en köklü yapılar bile içsel çatışmalarla "güvenli sığınak" olma özelliğini yitirmiştir.Entelektüel Belirsizlik: Siyasetten ahlaka, sosyolojiden bilime kadar her şeyin yeniden tartışmaya açılması, zihni nihai bir "hakikat"ten mahrum bırakıyor. Bu durum, sürekli değişen, akışkan bir bilgi çağında (post-truth) insan zihnine sürekli bir uyum sağlama zorunluluğu yüklüyor, bu da huzursuzluğu (anksiyeteyi) tetikliyor.İradesiz Eğitim ve İkilem: Orta öğretimin sadece teknik/akademik bilgiye odaklanıp, "irade" ve karakter eğitimi (etik) konusunda yetersiz kalması, teknik olarak donanımlı ama varoluşsal olarak pusulasız nesiller yaratıyor.Geçmiş ve Gelecek Arasında Sıkışma: Ahlaki açıdan "faydasız uzlaşma" ifadesi çok güçlüdür. Bu, geçmişin değerlerini tam terk edemeyen ancak geleceğin getirdiği belirsizliği de kucaklayamayan, köksüz ve pragmatik bir "ara dönem" insanını betimliyor.Özetle; bu metin, epistemolojik (bilgiye dayalı) ve ontolojik (varlığa dayalı) bir boşlukta sürüklenen modern bireyin trajedisini özetlemektedir.Bu düşünceler, özellikle Friedrich Nietzsche'nin "nihilizm" tespiti veya Albert Camus'nün "absürt" kavramlarıyla paralellik gösteriyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gençler ve hoşgörüsüzlük
Gençler hayata bir handikapla başlıyor: uzun süre sabırlılık, önyargısızlık, yöntemsel şüphecilik konusunda eğitilmiyorlar, oysa ki bunlar felsefi ruhun yapıtaşlarıdır. Hoşgörüsüzlüğe eğilimliler ve bu yüzden bilginin tarafsız-lığının büyük öğretisi günlük yaşamlarına nüfuz etmiyor. Bir özgürlük disiplini içlerinde mayalanmadığı için yeni düşüncele-rin doğmasını sağlayan "gerçeğin ruhuna" bakma alışkanlıkları bulunmuyor. Hemen taraf tutuyorlar ve o andan itibaren üstün sentezi oluşturma konusunda ya da diğer bir deyişle gerçeği ara-mada başarısız oluyorlar.
Duygu ve Düşünce
Agırî
Bu tespitler, günümüz eğitim ve sosyal yapısının en temel sorunlarından birine, "felsefi düşünme disiplininin eksikliğine" işaret ediyor. Bahsettiğiniz "handikap", sadece akademik bir eksiklik değil, aynı zamanda demokratik ve özgürlükçü bir yaşam kültürü için de ciddi bir engeldir.Metninizde vurgulanan noktaları şu başlıklarla açabiliriz:1. Sabırsızlık ve Yöntemsel Şüphecilik EksikliğiAnlık Tatmin Çağı: Gençler, bilginin ve sonucun çok hızlı tüketildiği bir çağda yaşıyor. Oysa sabır, felsefi tefekkürün, "yöntemsel şüphecilik" ise doğru bilgiye ulaşmanın ön koşuludur.Hızlı Yargı: Şüphe etmeyi (Descartes'ın yöntemi gibi) öğrenmeyen birey, karşısına çıkan ilk bilgiyi gerçek kabul eder. Bu da derinlemesine düşünme yeteneğini köreltir.2. Önyargı ve Hoşgörüsüzlük"Biz" ve "Onlar" Ayrımı: Önyargısızlık eğitiminin eksikliği, gençleri kutuplaşmaya itiyor.Empati Yoksunluğu: Farklı düşüncelere tahammül edememek (hoşgörüsüzlük), bilginin tarafsızlığını anlamayı zorlaştırıyor. Gerçek, tek bir ideolojinin veya tarafın tekelinde değildir; ancak önyargılı zihinler gerçeği sadece kendi tarafında arar.3. Özgürlük Disiplininin OlmayışıÖzgürlük Sorumluluktur: Özgürlük, sadece "istediğini yapmak" değil, kendi düşüncelerini disipline edebilme, tarafsızlığı koruyabilme ve ön kabullerden arınma disiplinidir.Gerçeğin Ruhu: Felsefi ruh, bir şeyi "gerçekten" bilmekle ilgilenir, "haklı çıkmakla" değil. Bu disiplin (özgürlük disiplini) yoksa, birey yeni fikirlere kapalı hale gelir.4. Taraf Tutma ve Sentez BaşarısızlığıDüşünsel Tembellik: Taraf tutmak kolaydır, ancak üstün sentezi oluşturmak (karşıt görüşleri anlayıp daha kapsamlı bir doğruya ulaşmak) zordur.Dogmatizm: Hemen taraf tutmak, dogmatik bir zihniyete yol açar. Bu zihniyet, "gerçeği arama" sürecini (diyalektik) baştan öldürür.Sonuç olarak;Eğitim sistemlerinin gençlere sadece "ne" düşüneceklerini değil, "nasıl" düşüneceklerini (kritik düşünme, felsefi sorgulama) öğretmesi gerekiyor. Bu, gençlerin hayata 1-0 mağlup başlamalarını engelleyecek en önemli yatırımdır.Bu tespiti yapan kişinin bakış açısını çok yerinde buluyorum. Bu durum, eğitimde "içerik odaklı" yaklaşımdan "süreç ve yöntem odaklı" yaklaşıma geçilmesi gerektiğini gösteriyor.
Siya Ahura Mazda li ser te be!
Kurdî
Agırî
*"Siya Ahura Mazda ser te be" ne demek? Şirk mi? Kur'an'daki karşılığı?* *1. Kelime kelime anlamı - Kürtçe Kurmancî* *Siya* = Gölge *Ahura Mazda* = Zerdüştlükte tek tanrı, "Bilge Rab" *Ser te* = Senin üzerine, üzerine olsun *Be* = Olsun *Tam çeviri:* *"Ahura Mazda'nın gölgesi üzerine olsun"* Yani "Allah'ın koruması üzerine olsun" gibi bir iyi dilek, dua. *2. Şirk mi?* *Evet, İslam'a göre şirktir.* Neden? 1. *Ahura Mazda, Allah değildir:* İslam'da Allah'ın 99 ismi var. Ahura Mazda o isimlerden biri değil. Başka dinin tanrısı. 2. *Dua kime edilir:* Dua sadece Allah'a edilir. "Ya Allah koru" dersin. Başka varlığa dua, yardım istemek şirktir. 3. *Niyet önemli ama lafız da önemli:* İyi niyetle "Allah'ı kastediyorum" desen bile, ağızdan çıkan isim Ahura Mazda. Bu Mecusilerin ilahı. *Maide 72:* _"Allah, Meryem oğlu Mesih'tir diyenler kâfir olmuştur"_ Yani Allah'a başka isim/isnat şirk oluyor. Ahura Mazda da başka bir ilah ismi. *Sonuç:* Bu cümleyi söylemek, Allah'tan başkasından koruma istemek olur. Tevhid'e aykırı. Bilmeden söyleyen tövbe eder, öğrenir. *3. Kur'an'daki karşılığı nedir?* Bu duanın İslam'daki doğru karşılığı şu ayetler/dualar: *1. Fatiha 5:* _"İyyake na'budu ve iyyake nestein"_ *"Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım isteriz"* Yardım sadece Allah'tan istenir. *2. Felak 1:* _"Kul eûzu bi Rabbil felak"_ *"De ki: Sabahın Rabbine sığınırım"* Koruma Allah'a sığınarak olur. *3. Nas 1:* _"Kul eûzu bi Rabbin nâs"_ *"De ki: İnsanların Rabbine sığınırım"* *4. Günlük dua:* _"Allah'ın gölgesi üzerine olsun"_ dersen bile hatalı. Çünkü Allah'ın gölgesi diye bir sıfat yok. Doğrusu: *"Allah seni korusun"* *"Allah'ın rahmeti üzerine olsun"* *"Hafizakallah"* = Allah seni muhafaza etsin. *4. Özet* Cümle Anlam Hüküm Siya Ahura Mazda ser te be Ahura Mazda'nın gölgesi üzerine olsun Şirk. Başka ilaha dua. Doğrusu Allah seni korusun / Hafizakallah Tevhid. Dua Allah'a. Zerdüşt bir arkadaşına kültürel nezaket için söylemek bile riskli. Çünkü diliyle ikrar etmiş oluyorsun. Müslüman, duasını Allah'a yapar. *Tevbe 113:* _"Müşrikler için, akraba bile olsalar, istiğfar etmeyin"_ Yani başka dine ait kutsama lafızlarını kullanmak sakıncalı. Bilmeden söylediysen "Estağfirullah" de, doğrusunu öğrenmiş oldun.