Agırî

Reklam
Öğrencilerime Kudüs ve Mescidi Aksa temali şiir yazdırıyorum. Suriyeli bir talebemin yazdığıma bakar mısınız? Yer neden kırmızı diye sordum yani kan dedi hocam. Şair zulmü yazmaktan mürekkebi bitmiş
İnsan ve Hayat
Agırî
Mümin kardeşlerime selam olsun
Nazardan sakınıp dua etmek
Bir gün Allah Resûlü ashâbı ile birlikte Mekke'ye doğru yola çıkmıştı. Cuhfe yakınlarında Harrar denilen yere geldiklerinde bir dereye rastladılar. Medineli sahâbî Sehl b. Huneyf, burada yıkanmak istedi. Sehl, beyaz tenli, yakışıklı bir insandı. O sırada Medine'ye ilk hicret eden sahâbîlerden olan Âmir b. Rebía, Sehl'i gördü ve birden ağzından onu öven sözler dökülüverdi. Hemen ardından Sehl olduğu yere yıkıldı. Görenler durumu alelacele Hz. Peygamber'e bildirdiler. Sehl, ne başını kaldırabiliyor ne de ayağa kalkabiliyordu. Muhtemelen Amir'in nazarı değmişti kendisine. Resûlullah (s.a.s.), onlara kimden şüphelendikle-rini sordu. Onlar da, "Amir b. Rebía ona baktı." dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), Amir'i derhal yanına çağırtarak öfkeli bir şekilde, "Neden biriniz kardeşini öldürüyor?" dedi ve ekledi: "Biriniz karde-şinde beğendiği, hayran kaldığı bir şey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin." (İbn Mâce, Tıb, 32)
Din
Agırî
Nazarın etkisi, göz değmesi bir gerçekliktir. Nazar, bir insanı öldürmek kadar vebali ağır bir hastalıktır. Bir insan, baskasında bir güzellik gördüğünde, onun hakkında "Masaallah! Barekallah!" gibi sözcüklerle dilini daima duaya alıştırmalıdır. Zira bu tutum kendisini birçok manevi hastalıktan korur. Rabbimiz de o kişiye daha hayırlı sını ihsan eder. Kalbinde ve bakışlarında nazar ve haset duygusu baskın olan bir kimseye içine düştüğü hastalıktan Rabbimiz kurtarsın diye hayır duada bulunmak gerekir. Zira o bu virüsten kurtu-lursa etrafındaki herkes kurtulmuş olacaktır. - Bir kişi esareti altında kaldığı kıskanma dürtüsünü, nazar etmekle değil, ibret almak ve gıpta etmek, özenmekle denge-leyebilir. → Bir Müslüman kalbine gelen vesveseleri bertaraf etmek için, hüsn-i zanna kendini alıştırmalıdır. Zira gözlerin hain bakı-şını da kalplerde gizleneni de Allah bilir. Nazar edilen her ne güzellik ve zenginlik varsa, bilinmeli ki hepsi fanidir. İnsanoğlu, fani olana değil baki olana bakma-lıdır. Halini daima muhasebe etmelidir.
Göz değmesi(nazar)
Gözden bir ısı yayıldığı bilimsel olarak da tespit edilmiş ve bu ısının tahribat gücü de pek çok deneyle sınanmıştır. Bilim dünyasında gözün gücü üzerinde incelemeler yapan “psikokinezi” adlı bir bilim dalı da mevcuttur. Gözlerden çıkan elektromanyetik dalgalar sayesinde, bakışın yöneldiği yerde bir süre sonra yükselmeye başlayan ısı ölçülebilir düzeydedir. Kişinin, bir başkası tarafından izlendiğini fark etmesi de közün elektromanyetik gücü sayesindedir. Bir kişiye olumsuz hissiyatla bakıldığında kişinin üzerinde dermatolojik bir kurumanın meydana geldiği saptanmıştır. Bu gayet olağan bir sonuçtur zira göz (köz) bir ateş türüdür.
Sayfa 103·Kitabı okudu
Agırî
Nazarın etkisi, göz değmesi bir gerçekliktir. Nazar, bir insanı öldürmek kadar vebali ağır bir hastalıktır. Bir insan, baskasında bir güzellik gördüğünde, onun hakkında "Masaallah! Barekallah!" gibi sözcüklerle dilini daima duaya alıştırmalıdır. Zira bu tutum kendisini birçok manevi hastalıktan korur. Rabbimiz de o kişiye daha hayırlı sını ihsan eder. Kalbinde ve bakışlarında nazar ve haset duygusu baskın olan bir kimseye içine düştüğü hastalıktan Rabbimiz kurtarsın diye hayır duada bulunmak gerekir. Zira o bu virüsten kurtu-lursa etrafındaki herkes kurtulmuş olacaktır. - Bir kişi esareti altında kaldığı kıskanma dürtüsünü, nazar etmekle değil, ibret almak ve gıpta etmek, özenmekle denge-leyebilir. → Bir Müslüman kalbine gelen vesveseleri bertaraf etmek için, hüsn-i zanna kendini alıştırmalıdır. Zira gözlerin hain bakı-şını da kalplerde gizleneni de Allah bilir. Nazar edilen her ne güzellik ve zenginlik varsa, bilinmeli ki hepsi fanidir. İnsanoğlu, fani olana değil baki olana bakma-lıdır. Halini daima muhasebe etmelidir.
Ümidim tükendi bitiyor Ardına bakmadan gidiyor Söylemeye dilim varmıyor Söylediler yandım kül oldum
Müzik
Agırî
Mevlâna: "Hamdım, Piştim, Yandım"