Agırî

İnsanlar madenler gibidir.
"İnsanlar maden gibidir" hadisi, insanların kabiliyet, karakter ve ahlak bakımından farklı fıtratlara sahip olduğunu, ancak eğitim ve İslami ilimlerle (fıkıh) işlenerek cevherlerinin ortaya çıkarılabileceğini vurgular. Müslüman olmadan önce karakterli olanların, İslam'ı anlayınca daha da kıymetli hale geleceğini belirtir. Hadis-i Şerif'in Metni ve Anlamı: Ebû Hüreyre'nin (ra) naklettiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidirler. Onların cahiliyye döneminde en seçkin olanları, (dinde) fakih olmaları (iyi kavramaları) şartıyla, İslam döneminde de en hayırlı olurlar...” [Müslim, Birr, 160; Buhârî, Enbiyâ]. Hadisin Mesajları ve Yorumu: İşlenmeye Müsait Cevher: İnsanlar tıpkı madenler gibi işlenmemiş potansiyellerdir. İyi bir eğitim ve terbiye (İslam'ı kavrama) ile bu potansiyel (altın/gümüş) ortaya çıkar. Karakterin Devamlılığı: Câhiliye döneminde dürüstlük, cesaret, cömertlik gibi iyi ahlaka sahip olanlar, Müslüman olduklarında bu özellikleri İslam ile taçlandırıp en hayırlı insanlar olurlar. Kişisel Farklılıklar: Nasıl madenler farklı değerlere sahipse, insanların da karakter, kabiliyet ve fıtratlarında farklılıklar vardır. İşlenmenin Önemi: Hadis, insandaki potansiyelin eğitilmesinin, "fıkıh" yani İslam'ı doğru anlamanın önemini vurgular. Bu hadis, insanlara değer verilmesi, "işe yaramaz insan" olmadığı ve her bireyin doğru eğitimle cevhere dönüşebileceği mesajını verir.
Edebiyat
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Gönlümden gelen dilimden dökülür
"Zimanê mın ji ser dilê min e " "Ji dil derdikeve, ji ziman dibare." "Tiştê ku ji dilê min tê, ji zimanê min dirije. " Di dil de hem kêf he ye hem kul heye "Ziman hem şirîn e hem tûj e" "Zimanê min neynika dilê min e" Dilim kalbimin üzerindedir. Gönülden çıkar, dilden yağar. Gönlümden gelen şey dilimden dökülür. Gönülde hem neşe var hem acı vardır. Dil hem tatlıdır hem acıdır. Dilim gönlümün aynasıdır. Yahya Doğan
Kurdî
Evlilik önemli bir ibadettir müslüman için
Herkes anne baba olmamalı ehliyet almalı ders almadan sınavı geçmeyenlefe çocuk yapma izni vermeyin yasaklayın bakın tolplumun az ve öz olduğunu nice azlar nice coklara Galip gelir azliktan korkmayın ahlaksızlık çokluktan korkun.
Alıntı
Cimrilik
Hz. Peygamber de en kötü ve alçaltıcı iki huyun cimrilik ve korkaklık olduğunu (Ebû Dâvûd, Cihad, 21; Müsned, II, 302, 320), cimrilik duygusuy-la îmânın bir arada barınamayacağını Nesai, Cihad, 8; Müsned, II/256, 340, 331) söy-leyerek cimriliğin çirkinliğine dikkat çekmiş, kendisi de cimrilikten Allah'a sığınmış (Buhârî, Cihad, 74), geçmiş kavim-lerden bir kısmının cimrilik yüzünden birbirlerinin mallarına saldırmak, kan-larını akıtmak sûretiyle helâk oldukla-rını belirtmiş (Müslim, Birr, 56) cimriliğin, bencilliğin doğurabileceği sosyal buna-lımlara dikkat çekmiştir. Cimriliğin psikolojik temelinde mal sevgisi yat-maktadır. Malı yaratılış gayesinin dışında harcamak israf, bu gaye için harcamaktan kaçınarak elde tutmak cimrilik, yaratılış gayesine uygun ola-rak harcamak ise cömertliktir. Cimrilik, ahlâkî ve psikolojik bir hastalık olduğundan bunun ilim ve amel yoluyla tedavi edilmesi gerekir. Cimriliğin ahlâkî, dinî ve toplumsal zararlarını ve bunlardan kurtulma yol-larını araştırıp öğrenmek ilmî yolunu, insanların dertleriyle ilgilenmek, insan-lara yardım etmeye kendini zorlamak da amelî yolunu teşkil etmektedir. (M.C.)
Psikoloji
Cihadın her türlüsü bizim iyiliğimiz içindir.
Yukarıda zikrettiğimiz âyet ve hadisleri birlikte değerlendirdiğimiz-de; cihâdı; iman edip sâlih ameller işlemek, hak dinde sebat etmek, kötü-lüklerden ve haramlardan geri dur-mak, İslâm'ı öğrenmek ve öğretmek, İslâm'ın bilinmesi, tanınması, yücel-mesi, emir ve yasaklarına uyulması için çalışmak, müslümanları her türlü tehlike ve saldırılara karşı savunmak, fitne ve fesadı önlemek, güven ve huzuru sağlamak ve benzeri şekilde İslâm toplumunun yararına olan kişi-sel ve kurumsal bazda sözlü, yazılı, görsel, bilimsel ve ekonomik olarak yapılan her türlü çabayı göstermek; Allah rızasına yönelik her türlü gayret; gerektiğinde düşmanla canı ve malı ile savaşmak ve savaş araç gereci hazırla-mak ve hazırlanmasına katkı sağlamak şeklinde anlayabiliriz. Buna göre cihâdı, üç kısma ayırmak mümkündür: a) İslâm'ı anlatarak ve bizzat yaşa-yarak tebliğ etmek; düşmanlar tarafın-dan saldırı yapıldığında ve savaş açıldı-ğında gerekeni yapmak (Buhārī, Rikâk, 34, VII, 188; Cihâd, 2, III, 201) b) Allah'a itaat konusunda sabırlı ve kararlı olmak, nefisle mücadele etmek, c) Şeytanın hile ve tuzaklarına karşı koymak (bk. Bakara, 2/ 44, 285; Al-i İmrån, 3/173; Maide, 5/67; Yûsuf, 12/108; Nahl, 16/ 125; Ankebût, 29/46; Sebe', 34/46) (Ι.Κ.
Hayata Dair