Zor okuduğum bi kitap oldu. Kitabın beni pek sardığını söyleyemeyeceğim. Yozo küçüklüğünden beri çok sevgi görmemiş yaşadığı bazı olaylarla insanlara güvenmemeye başlamış her şeyin sahte herkesin yalancı olduğunu düşünmeye başlamış artık ve tabiri caizse bu yalan dünyada her şeyi dalgaya vurup kendi deyimiyle soytarı olarak takılmış. Üniversiteye gittiğinde yine istemediği olaylar yaşamış alkolik olmuş fakat gördüğüm kadarıyla da memnun olmadığı bu hayattan kurtulmak için de çok çaba sarf etmemiş. Başarısız birkaç intihar girişiminden sonra abisinin yardımıyla bunlara son veriyor ama geçen zaman da pişmanlıklarla dolu
50 küsür sayfalık bi solukta okuyabileceğiniz akıcı sürükleyici bir roman. Kalabalıklar arasında yalnız kalan hasta bir adamın kalbinin çöküşü. Anlamamak anlaşılmamak... En yakını kızı ve karısına bile derdini anlatamamak. Hiçbir şey yapmamak günden güne hayattan soyutlanmak. Başta biraz abartı bulmuştum adamın yaşadıklarını fakat sonrasında anlayabiliyorsun hissedebiliyorsun yaşadıklarını. Stefan Zweig'in yine sürükleyici güzel kitaplarından.