Yazı yazmak çin okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı danseder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yıldızlarını birer birer alıp okyanusa fırtallığını farkeder. Genç adama yaklaşır ve sorar.
- Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adan şöyle cevap verir: - Birazdan güneş yükselip sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler.
Bunun üzerine yazar: - Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne farkeder ki der.
Genç adam eğilip yerden birdeniz yıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için farketti ama.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazar bu kitabı sanırım can sıkıntısından yazdı. Neden derseniz, okurken hep olağanüstü bir geri dönüşüm bekledim, Madem insandan bok böceğine dönüşüyorsun o zaman yap bir saçmalık daha insan ol!
Böceğe dönüşümden sonrası tamamen her şeyin betimlemesi olarak geçiyor, arada bir bir kaç diyalog.
Detaya girmiyorum çünkü bu kitabın okumaya değeceğine inanmıyorum.
Dön!
Ben gözyaşımı,
Sonbahar Yaprağını dökerken.
Takvimden sayfalar,
Semadan yıldızlar kayarken.
Dön!
İster gün batımında
İster gün ağarırken.
Kan kızıl bir şafakta gel Ama
Ne geç kal ne de erken.
Dön!
Bir bardak çay içelim
Alevi cehennemi yakan
Yüreğimdeki yangınla demlediğim
Kızılcık renkli çaydan.
Dön!
Sorma neredesin diye
En kızıl şafağa yürü!
Hasret kokan, sen kokan.
Dön!
İster bir kıyamet sabahı
Ya da ecelden bir nefes önce
Ey kaderimin çıkmaz sokağı
Dön artık lütfen
Dön artık ölmeden önce.
Mek
Gregor'u konuşurken duydun mu şimdi?" "Bir hayvan sesiydi," dedi yetkili temsilci, sesi, annenin bağırmasıyla karşılaştırıldığında, dikkat çekecek kadar alçaktı. - "Anna! Anna!" diye bağırdı baba holden mutfağa ve ellerini çırptı, "acele bir çilingir çağırın!"