İtalyan şair Dante, ilk kez dokuz yaşındayken karşılaştığı Beatrice Portinari'ye on sekiz yaşına geldiğinde yeniden görür ve kendisine gülümsemesi üzerine aşık olur... Beatrice'nin ölümünden dört yıl sonra da onun için yazdığı şiirleri, hatıraları topladığı ünlü yapıtı Yeni Hayat'ı yayımlar.
Cemal Süreya da bir şiirin de bu aşka değinir...
''Kökü dışarı da aşk,
Dante ile Beatrice'inkine,
Fena öykünüyor''
Genç bayraklar vardır,
Barış düşünür,
Kuyularda işçi, mavilikleri.
Ben hepsini düşünürüm,
Yirmidört saat
Ve seni düşünürüm,
Karanlık, hırslı…
Seni, cihanların aziz meyvası.
İlan-ı aşk makamından bir mısra,
Yeşerip, kımıldar içimde,
Düşer aklıma gözlerin…
Rüya, bütün Rüya, bütün çektiğimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.. "
Paris Düşerken kitabına dair Pablo Neruda Yaşadığımı İtiraf ediyorum 'da bir anekdot aktarır... İlya Gregoriyeviç'in bir sabah ev telefonu çalar. Telefonu yazarın eşi Luba açar... Kulağına hiç de yabancı gelmeyen bir ses sormuş:
'' İlya Gregoriyeviç orada mı?'
''Olabilir '' yanıtını verir Luba.''Siz kimsiniz?''
''Stalin'' demiş telefondaki ses .
''İlya,şakacının biri seni istiyor,'' diye Luba telefonu Ehrenburg'a uzatır....
Yazar telefonu kulağına götürür götürmez Stalin'in sesini hemen tanır...
''Dün bütün gece sizin Paris Düşerken eserinizi okumakla geçirdim. Şimdi telefon etmenin nedeni de böyle ilginç kitaplar yazmaya devam etmenizi istemem, sevgili İlya Gregoriyeviç .''