Yalnızlık... İnsanı kendi kendisiyle başbaşa bırakan korkunç tatlılık... Yalnızlık sessizliğinde duyulan tek ses, göğüs kafesi deki kalp atışları... Yalnızlığı aramak, bu kalp atışlarını dinleyip, onları terbiye etmek, onları anlamaya çalışmaktır. İçten gelen o sesler, taşa, demire, bronza kulluk etmemeyi öğretir insana!.. Duymasını bilenler için hürriyet aşkı fısıldar o atışlar, o inleyişler...
İşte vecd. Ne hudutsuz bir tad! Artık çekilen eziyetler bir yere dayanıp kalmıştır ki orada, elem ve haz, aynı şeydir, orada maddenin tezadları yoktur; orada kar sıcak ve güneş soğuktur; karanlıkların nuru, aydınlıklarının zulmeti, seslerin sükûtu ve sükûtunun haykırışı vardır; orada kahkaha ve hıçkırık aynı şeydir.
Mahzun gönül! Sükût et! Güneş bulutlar arasında da neşr-i envar eder. Şikayeti bırak! Senin bahtında herkesin bahtı gibidir: Her hayatta fırtına saatleri, kederli,mazlum günler olmak gerek!