Kemal kuşçu

Kemal kuşçu
@Kemal1977
Tıp Doktoru
Üniversite
İstanbul
Adana
167 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Fazlası zarar dediğiniz birşey?
Kemal kuşçu
Yaşamak
Reklam
Alıntı
Bayat Ekmek Komşumuz Hanife Teyze vardı. 8 aydır konuya komşuya bayat ekmeğiniz varmı Varsa verin kuşLar cama geLiyor ısLayıp veriyorum diyordu.. Çok da zayıfLamıştı. Kiracıydı. Çok ucuza oturuyorum diye rutubetini çekiyorum diyordu. Eşinden duL maaşı aLıyordu. 8 aydır güLen, şaka yapan Hanife Teyze gitmiş, yerine suskun düşünceLi Hanife Teyze geLmişti Birgün annem doLma yapmıştı. Bir tabak doLma uzatarak; Hadi götür Hanife Teyzene de sıcak sıcak yesin dedi ZiLini çaLdım 75 yaşındaki Hanife Teyze'nin, yavaş yavaş geLerek Kim o dedi. Ben Zeynep, Hanife Teyze dedim. Tamam açıyorum kızım dedi. Annem doLma yoLLadı dedim. ELimden aLdı, yüzüme baktı, yutkundu ALLah razı oLsun. Ben de yemek yiyecektim, Şimdi yerim dedi. Hanife Teyze annem tabağı istedi deyince, Hanife Teyze kapıyı kapatmayı bıraktı mutfağa yöneLdi. İçeriye baktım. Oturma odası karanLıktı. Işığı yaktım. Masanın üstünde bir bardak su ve ısLatıLmış ekmekLer tabağa doğranmıştı Hemen kapının önüne çıktım. Hanife Teyze tabağı uzattı. İki cihanda aziz oLun evLadım dedi. Sağ oL dedim. Eve geLdiğimde annem; Ne o, ne oLdu Suratından düşen bin parça dedi. Anne, Hanife Teyze tabağa bayat ekmekLeri doğramış, onLarı yiyordu dedim. "OLur mu kızım? Baban da emekLi, O da eşinden emekLi maaşı baban kadar aLıyor. Sen yanLış görmüşsündür, kuşLar içindir o. Biz geçiniyorsak ki 3 kişiyiz, O tek başına hayLi hayLi geçinir dedi. Ertesi akşam anneme ne pişirdiğini sordum, etLi kuru fasüLye oLduğunu öğrendim. İçimi bir kurt kemiriyordu Akşam yemeğine oturmadan Anne Hanife Teyzeye de bir tabak götüreyim mi Annem; Kuru fasüLye bir tanem. Götür de, güzeL bir şey değiL" OLsun hadi ver götüreyim dedim, Sıcak tabağı eLime aLdım ve yürüdüm. Hanife Teyzenin sesi: Kim o Ben Zeynep dedim. Kapıyı açtı güLümseyerek, yüzüme baktı. Annem kuru
Kemal kuşçu
Allah Güzel yürekli ve paylaşan insanlardan razı olsun
Alahrazola
Bosna katliamlarının en acı günlerinde bazı Boşnak askerler Aliya' ya gelirler. " Başkanım, Sırplar bizim kadınlarımıza tecavüz, esirlerimize işkence ediyorlar. Biz de onlardan ele geçirdiklerimize aynısını yapalım." derler. Cevap çok nettir : " Sırplar bizim öğretmenimiz değiller. Biz bunları yapamayız!"
Sayfa 68 - Roza Yayınevi
Kemal kuşçu
Bosna'daki kanayan yaralar hala sarılmaya çalışılıyor. Sırplara ait bir tecrübemi aktarmak isterim kısaca, 2017 yazı kendi arabam ve ailemle Balkanları gezerken Sırbistan'da hız limitinin sonradan öğrendiğim kadarıyla 50 olduğu yerden önümdeki İtalyan plaka arabanın önünde 20 ile giden arabayı sollamasının ardından bende solladım. Kameraya hem İtalyan plaka araba hem de ben yakalandım ona ceza yazıp salarken beni önce karakola götürdüler sonra mahkemeye çıkardılar. 3 saat boyunca işlemler sürdü. Sonuçta yaklaşık 70 euro kadar ceza ödedim. Buraya kadar kabul edilebilir. Ama bu 3 saat zarfında tek bir Sırp polisi ne de mahkemede herhangi biri hakim memur dahil benimle konuştu. İngilizce bilen yok. Anlatan yok bilen ve anlatmaya çalışan bir polisi de engellediler. Sonuç muhatap olduğum Sırplardan insanlık beklemek boş, insan hakları zayıf.Belgrad'ı nasıl gezdiğim ve terkettiğimi hatırlamıyorum. Rabbim bütün insanlığı herhangi bir milletin ve şahsın zulmünden korusun.
Müslüman ve müstakbel bir psikiyatr olarak muayenemin gereği olmadıkça sosyal hayatımda namahremin elini tutmuyorum, yani tokalaşmıyorum. İçinde bulunduğum camiada, ülkede ve hatta galakside zaman zaman garipsenen bir durum. Bu devirde... Garipseyen ve temkinli bakışların yanında bazen öfke duygusu da yakalıyorum muhatabımda. "İslam adlı azılı suçluyu" kalp ve vicdan hapisanesinden salıvermiş, elini kolunu sallayarak gezmesine, gülmesine, eğlenmesine, özgürce nefes almasına izin vermiş olmak kabahatim. Alternatif ana akım oluşturmaya cüret etmek ve hatırlatmak... Sanırım. Benim omuzlarımın üstüne alıp şerefle gezdirdiğim kız çocuğunu sen toprağa gömmüşsen bu benim meselem değil ki. Yapamıyorum. Bütün değerlerinden soyunmuş bir jelibon olamıyorum. Burnuma kötü kokular geliyor. Onların kendi değerlerine bürünmeleri veya benim onların değerlerine bürünmem yan/yük/yargı olmuyorken, tarafsızlığa halel getirmiyorken benim kendi değerlerimi kuşanmam neden kılıç kuşanmışım gibi karşılanıyor. Bir japonun uzatılan eli reddedip ellerini kavuşturarak eğilmesi güzel bir gelenekken, benim belimin eğilmemesi mi kabahatim, bilmiyorum. Şansımı zorluyorum. Allah'ın güzel selamını kahve gediklilerine, hastalara, yoksullara, garibanlara bırakmıyorum. Mirastan payımın peşine düşüyorum. Gün boyu tebessüm sadakası dağıtıyorum. Hazine sandığı değil unutulan sünnet avına çıkıyorum. Kendi halimde bir derdim vaaaar... Nasıl anlatsam kibar kibaaar... Herkes benim gibi olsun diye bir derdim yok. Ve andolsun, hiçbir kınayıcının kınamasından da bir korkum yok.
Kemal kuşçu
Böyle bir paylaşım niye anlamadım. Burada bence Ruh hekiminin birileri tarafından dinlenme ihtiyacı oluşmuş. Ama neden kitap paylaşım sitesinde onu anlamadım
Atatürk
Kadın, insan değildi. Nüfus sayımında sayılmıyordu. Büyükbaş hayvanlar bile sayılıyordu... Kadınlar sayılmıyordu. Eşit birey oldu. Medeni Kanun kabul edildi, Resmi nikah getirildi. Aynı anda birden fazla kadınla evlenme kaldırıldı. Yaş sınırı konuldu, küçük yaşta evlilikler önlendi. Miras hukukunda cinsiyet ayrımına son verildi. Siyasi haklar teslim edildi, seçme seçilme hakkı verildi. Eşit eğitim hakkı verildi. Meslek edinme hakkı verildi.
Sayfa 231 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Eğitim
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Kemal kuşçu
Peygamber efendimizin kadına değer kattığı bir gerçektir ama yozlaşan insan Müslüman da olsa farklı bir dine mensup da olsa bu değeri yok saymıştır. Devletimizin kurucusu atamız peygamberimizin ve İslamın değer verdiği kadını hak ettiği yere getirmiştir.