Mahmure

Mahmure
@Kemalisthatun
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
Annunciation (Müjde), Jan van Eyck
Bu tablo, Luka İncili'nde geçen Meryem'e Müjde sahnesini anlatıyor. Başmelek Cebrail, Meryem'e Tanrı'nın oğlu İsa'yı doğuracağı haberini getiriyor. Meryem, mavi giysileri ve alçakgönüllü duruşuyla meleğin sözlerini kabul ediyor. Önündeki açık kitap onun kutsal yazılarla meşguliyetini, yanındaki beyaz zambaklar ise saflığını simgeliyor. Cebrail'in hemen yanında "Selam, lütufla dolu." anlamına gelen bir yazı var. Meryem'in hemen yanındakinde ise "İşte, Rabbin kuluyum." cevabı bulunuyor. Ama diğerinin aksine bu yazı tersten yazılmıştır çünkü Tanrı'nın okuması için tasarlanmıştır. Tavandan gelen ışık huzmeleriyle birlikte güvercin, Kutsal Ruh'un sembolü. Mekân kiliseyi andırıyor; zemin ve vitraylardaki Eski Ahit sahneleri, Yeni Ahit'in önceden işaret edilmesi anlamına geliyor. Mekânın arkasındaki renkli pencereler Kutsal Üçleme'ye gönderme yapıyor. Işığın cama zarar vermeden içeri girmesi, Tanrı'nın Meryem'in bedenine dokunmadan İsa'yı var edişine işaret. Burada dikkat çekici olan şey, tablonun teolojik karşıtlığı: Havva'nın itaatsizliği: düşüş, kayıp cennet. Meryem'in itaati: kurtuluşun ve yeniden açılan cennetin başlangıcı. Tam da bu yüzden Milton'un Kayıp Cennet kitabında insanlığın düşüşünü okumak, ardından bu tabloya bakmak anlamlı bir bütün oluşturdu benim için. Birinde cennetin kapanışı, diğerinde cennetin yeniden umutla açılışı var.
Sanat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"...Atamız Adem'e yazıklar olsun! Bunun için ona teşekkür etmeliyiz,' diyecekler, onların teşekkürü nefret olacak. Böylece tüm yaptıklarım sert biçimde bana geri dönecek — benim üzerime yığılacak; Ey cennetin kaçan mutluluğu; kederler bana sevinç, neşe getirsin! Yüce Tanrım, ben senden beni çamurdan yaratmanı istedim mi? Beni karanlıktan kurtarıp bu güzel bahçeye getir dedim mi? Arzum benliğime uymadığına, senin emirlerini yerine getirmediğime göre, beni tekrar toprak yapman, tüm verdiklerini benden geri alman doğru olacaktı. Bunlar yeterli ceza olacaktı da neden bana sonsuz acılar, üzüntü verdin? Adaletini anlamak zor, ama doğruyu söylemek gerekirse böyle tartışmak, itiraz etmek için artık çok geç; bu koşulları o zaman kabul etmemeliydim. Onları kabul edip iyi yanlarından zevk aldıktan sonra itiraz etmek olur mu? Peki ya Tanrı'nın oğlu emrine karşı gelseydi ve, "Beni neden yarattın? Ben istemedim bunu," deseydi, o zaman ne olacaktı? Ama onu seçimin olarak değil, doğal bir ihtiyaç olduğu için yarattın sen. Tanrı seni kendi seçimi olarak yarattı, Ona hizmet edesin diye; senin ödülün Onun lütfu olacaktı; o halde cezanı da istediği gibi o verecektir; Onun hükmü doğru, ben topraktan yaratıldım, o halde yine toprağa döneceğim. Ben hazırım!"
Edebiyat
Adem'in Evren ile Tanışması
"Cennet ve Dünyadan oluşan bu evrene baktığımda, Onların büyüklüklerini tahayyül ediyorum — gök kubbedeki tüm bu yıldızlar gibi Dünya da sadece bir nokta, küçük bir yer Bu anlaması güç boşlukta bu karanlık dünyayı aydınlatıyorlar, Gündüz ve gece oluyor, çoğu zaman Doğanın nasıl bu kadar Yetenekli ve zengin olabildiğini düşünüyorum, Tanrı Bu kadar bolluğu nasıl yarattı bizim kullanmamız için, Gökyüzündeki bu hareketler her gün tekrarlanıyor, Dünya da kendi çapında katılıyor bu harekete ve Işıkla ısı alıyor hem de akıl almayacak bir hızla."
Edebiyat
şeytan-beelzebub
"Uyuyor musun dostum? Gözlerini nasıl kapayabiliyorsun? Cennette Yüce Tanrının dün akşam neler söylediğini hatırlıyor musun acaba? Ben Senin düşüncelerini değil, sen benim düşüncelerimi dinleyeceksin; şimdi İkimiz de uyandık ve bir beyin gibi düşüneceğiz, böyle ayrılığı Düşünürken biz, sen nasıl uyuyabiliyorsun?"
Edebiyat