“İnsanın varoluş sorusuna en sağlıklı ve doyurucu yanıtı sevgidir;dolayısıyla sevginin gelişmesine yer vermeyen bir toplum gelecekte insan doğasının bu temel gereksinimini gözden kaçırdığı için yok olacaktır.”
Bu kitap birine nasıl sevilir,sevgili yapmak için hangi yöntemler uygulanır gibi sorulara cevap veren kişisel gelişim kitabı değildir. ‘sevmek’ eylemini kişi ve toplumlarda oluşan yapısını inceleyen felsefi ve psikoloji kitabıdır.
Siyasi görüşünü tasvip etmediğim
nöbel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk,1969-2012 arasında İstanbul’da sokak sokak dolaşarak bozacılık,yoğurtçuluk,pilavcılık,dondurmacılık,otopark bekçiliği ve köy dernek işlerini yapan Mevlüt’ün garip bir hikayesini anlatmaktadır.
İstanbul sokakların çeşit çeşit insanla dolması,eğitim sistemindeki uygulanan hatalar,sağ-sol çatışmaları,siyasi darbeler,İstanbul’un betonlaşmasını konularına eserinde değinmektedir.
Asıl mevzu Mevlut yazdığı aşk mektuplarından sonra kaçırdığı sevgilisi hakkında neden bir kafa karışıklığı yaşıyor?Bu karışılığı uzun süre içinde muhafaza ediyor?Aşkta insanın niyeti mi daha önemli yoksa kısmeti mi?Mutluluk veya mutsuzluk bizim seçimlerimize mi bağlı yoksa bizim dışımızda gelişip başımıza gelir?
Sade dil ile yazılmış bu akıcı romanı okudukça sorunların cevabına ulaşacaksınız,çok keyf alacaksınız.
Kapıya doğru yürürken,aşık olduğum kadının asla “Durun”demeyeceğini bildiğim için öfkeleniyordum.
Bana doğru iki adım attı.Aramızda her şeyin mümkün olduğunu hissettim.Oysa daha o anda bile bunun imkansız bir aşk olduğunu biliyordum.
Ama aşkı diri tutan imkansız olmasıdır.
“Memur bey ,bakın şu insanlara “dedi,eliyle pencereden şehri gösterdi.”Bu on milyon insanı İstanbul’a toplayan şey ekmek parasıdır,çıkardır,faturadır,faizdir,benden daha iyi bilirsiniz.Ama bu mahşeri kalabalığın içinde kişiyi ayakta tutan tek şey vardır,o da sevgidir.”
Cevap vermeme fırsat tanımadan sırtını dönüp gitti.
“ Kuvayı Milliye,namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer,namusunu korumak için herhangi bir ümit kalmadığı anda,hiç olmazsa intihar etmeye yarar.” Mustafa Kemal ATATÜRK