Kitap 9 bölümden oluşan bazı aforizmaları düşündüren hayatı sorgulatan bir kitap. Filozof, şair ve kültür eleştirmeni olan Nietzsche bir çok yeni fikirler ortaya çıkaran kişilere de esin kaynağı olmuştur. Anlam vermeye çalışmak için kitap çok dingin bir zaman içerisinde okunmalıdır. Bireysel olmanın yaratıcılığını, tarihin yol göstericiliğini, bazı çatışmaların çok da kötüye giden bir ayrım olmadığını, özgürlüğün ayrılık da içerdiğini, bazen sıkı sıkıya bağlı olduğumuz fikirlerin nasıl değişebildiğini bize büyük bir bilgelikle önümüze koyup düşünmemizi sağlıyor. Sürüden ayrılıp bireysel düşüncenin tadına varıp onun fikirleri arasında dolaşmak çok keyifliydi. Tavsiye ederim.
Daha önce Aylak Adam kitabıyla tanıdığım Yusuf Atılgan’ı Anayurt Oteli kitabını okuyarak yazım tarzını pekiştirdim. Hayatın içinde farkında olmadığımız bir çok detayı, insanın kendi içinde yaşadığı duygu çalkantılarını, kirli düşüncelerin oluşum zincirini bir sanat filmi tadıyla anlatıyor.
Kitabın içinde bir kasvet, bir ağırlık var. Fakat bu kasveti karakterle birlikte yaşama heyecanına kendinizi kaptırıyorsunuz. İçinde cinsel olayların apaçık geçtiği yerler olduğunu da belirteyim.
Zebercet adında bir otel yöneticisinin insanları tahlil edişini, yaşamın karanlık tarafında kalan kişilerin hayata bakış açısını anlayabileceğimiz bir kitap. Keyifle okudum. Sanat filmi severlerin özellikle okumasını tavsiye ederim. Anayurt OteliYusuf Atılgan
Hayatınızda hastalıkların olmadığı, acının hüznün olmadığı, korkunun olmadıgı hatta yaşlılığın bile olmadığı bir dünyayı düşündüğünüzde mutlu olabiliyor musunuz? Hayatımız boyunca bunların olmaması için uğraşır dururuz belki de , fakat acının olmadığı bir dünyada insan olmanın bilincinin yoksunluğunun bile farkında olamamak nasıl bir dünyada yaşamamıza sebep olurdu?
Siz doğuştan mutlu olmaya şartlandırılan bir beyne sahip olduğunuzda mutlu olabilir misiniz? Peki ya edebiyat, sanat, gerçek bilim, tanrı inancı, aile birliği bunları sonsuz mutluluk hissine feda edebilir misiniz?
1932 de yayınlanan bu kitap; teknolojinin dünyayı ele geçirmesini, hiçbir duyguya yer verilmeyen makineleşen insanların zavallı olduğunu bize izleme şansı veriyor. Bugünün insanları geleceğin nasıl bir yaşam olacağını
tartışırken, Huxley’in olasılıklarına başvurması; onun öngörüsünün muhteşem olduğunu gösteriyor.
Distopik ve ütopik bir kitap olan Cesur Yeni Dünya’da ; Dünya devletinin istikrarını oluşturması için biyolojik mühendisliği ve insanın koşullandırılmış olarak yetiştirilmesinin mutluluğu oluşturduğunu işlemiş.
İdeal devlet düzeninin yaratılmasında gidilen her yolun mübah olduğunu, özgür düşüncenin yok edilerek bilinci katlederek minik robotlar haline getirilebileceğimizi korkunç şekilde hatırlatıyor.
Aydınlatan bu kitabı herkesin okumasını öneririm.
Kitabın son sayfaları çivi etkisi yaratıyor.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley