Özlem

Özlem
@Kiitapritmi
Müzik + Kitap = Herşey ~Gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.. ~Siz şey... kitap gibi konuşuyorsunuz.
MÜ. Müzik Egitimi
27 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ölelim Dîlba... Yaşayamadıklarımız için Yaşını unutan kalemimiz için Dudaklarını büken düşlerimiz için Sütten kesilmiş öpüşlerimiz için ölelim. Ölüm hangimizi daha çok sevecek Dîlba Senin anne olma hayalini mi Benim annesiz kalışımımı mı sevecek en çok? Gözlerini kapatmadan önce Ne olur avuçlarına bak Orada sana gülen binlerce sen var Korkma sakın! Bak benimde korkularıma tüküren Binlerce ben var Dîlba Sokul yanıma lütfen Telaşa tekmil durma Tekmil tereddüt öncesi tetiği öpme eylemidir yapma! Bak etrafına Hiç kimse yok Tanıksızca ölüyoruz, gülüyoruz Ama gözükmüyoruz Ses yankısını yitirdi Yankı tırnaklarını Tırnaklar ise çoktan tutanaklarını Dîlba Bana bir hikaye anlat İçinde beni yaşat son kez Hiç bir hikaye kolayca hükmünü yitirmez Senin dilinde Sende duydun mu bu sesi O sesi
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Geleceğe ya da geçmişe, düşüncelerin özgür olduğu, insanların birbirlerinden farklı olduğu, ama yalnız yaşamadığı bir zamana, gerçeğin var olduğu ve yapılmış bir şeyin yok edilemeyeceği bir zamana: Tekdüzelik çağından, yalnızlık çağından, Büyük Birader çağından, çiftdüşün çağından selâmlar! Artık bir ölüyüm, diye düşündü. İşte şimdi, düşüncelerini biçimlendirmiş ve belirleyici bir adım atmayı başarabilmişti. Her eylemin sonucu, o eylemin içindedir. Yazmayı sürdürdü: Düşünce suçu ölüm tehlikesi yaratmaz, düşünce suçunun kendisi ölümdür.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Zaman her şeyi hallediyor, diye düşünüyordu. Beni hor görenler zamanla ayıklandı; benden üstün olduklarını düşündüğüm insanlar zamanla yere vuruldu. Nasıl olacak yarabbim? O gün gelince ne yapacağım? diye titredim ve böyle anlar da gelip geçti. Küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam, diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor. İnsanlarımız da sabretmesini bilemediler. Onlara o kadar söyledim, bırakın bu akıl dışı aceleciliği diye.
Sayfa 406·Kitabı okudu
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş
Sayfa 346·Kitabı okudu