Sadegh Hedayat, Rıza Şah'ın saltanatının sonu ve Muhammed Rıza Şah'ın saltanatının başlangıcına ilişkin tarihi-siyasi olaylara, bunlara kıyasla kısa bir zaman farkıyla dayanarak, "Hacı-Ağa" (1324) romanını yazmıştır.
Siyasal açıdan bakıldığında bu roman, monarşi, milliyetçilik, faşizm, modernizm, batıcılık, laiklik, gelenekçilik, dindarlık gibi tüm siyasal söylemlerin yer aldığı meta-söylemsel, söylemsel olmayan veya ideolojik olmayan bir çalışma olarak görülebilir. solculuk (Marksizm ve komünizm), liberalizm, Demokrasi ve anayasacılık vb. yazar tarafından eleştirilmiştir. Siyasi ideolojiler, takipçilerinin ve propagandacılarının çıkarlarını güvence altına almak için kullanılır. Hidayet, Meşrutiyet döneminden Rıza Şah ve Muhammed Rıza Şah'ın iktidara gelmesine kadar birçok tarihi ve siyasi dönüşüm yaşamış ve siyasetçilerin, yöneticilerin ve vurguncuların çeşitliliğini görmüştür. Bu olayları öfkeli mizahla harmanlayarak politik bir roman yaratmıştır.Bu hikaye İkinci Dünya Savaşı sırasında geçiyor ve Tahran'ın çarşılarından Hacı Ağa isimli bir kişinin etrafında dönüyor. Hikâyenin anlatılma şekli üçüncü şahıs bakış açısıdır. Hidayet özelliklerinden biri olan karamsar bakış açısına sahip bu hikâye, cahilleri ve o dönemde toplumun belirli tabakalarının davranışlarını konu alır.
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,878 okunma
20.yüzyıl edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan George Orwell,II.Dünya savaşından sonra yazıp yayımladığı (1943_1948) 1984 adlı satış rekorları kıran romanında,dünyanın gelecekte yaşayabileceği büyük bir tehlikeyi,tarihin en büyük totaliter/baskıcı devletini (okyanusya'yı) anlatmıştır.
İnsanları en özel alanlarına kuşatıp kontrol eden,beyinleri yıkayan,hafızaları silip,bilinçleri dönüştüren bir diktatörlüktür okuyanusya...Okyanusya'da bir "Gerçek Bakanlığı" vardır. Görevi, bir taraftan "iktidarın gerçekleri" dışındaki tüm gerçekleri yok etmek, diğer taraftan iktidarın işine yarayacak "yeni gerçekler" üretmektir:
" Geçmişin hangi bölümünün korunacağını, hangi bölümünün çarpıtılacağını, hangi bölümünün tümden silinip ortadan kaldırılacağını belirleyen politikaları saptayan kimliği belirsiz
beyinler vardır." Ayrıca insanlar ağır koşullarda boğaz tokluğuna çalışmaktan, birbirleriyle kavga etmekten, sinema, futbol, bira ve evlerindeki "tele-ekranlar" ile en önemlisi de kumar yüzünden kafalarını çalıştırıp bir türlü uyanmaya fırsat bulamamıştır.
" Onları denetim altında tutmak hiç de zor değildi. Düşünce Polisi'nin aralarına saldığı birkaç ajan asılsız söylentiler yayıyor, tehlikeli olabileceği düşünülenleri saptayıp etkisiz kılıyordu. Parti en çabuk "bağnazlar" ve "cahiller" üzerinde etkili olmuştur. Yaşanılan şekliyle geçmişi ya hiç bilmeyen veya yaşanılan o gerçek geçmiş, bağnazlıklarına dokunduğu için ona bir türlü inanmayan insanlar, partinin yazdığı "kurgusal geçmişi" çok kolay kabul etmiştir.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
Küçük Kara Balık kitabı ,Samad Behrengi'nin en öne çıkan eserlerinden biridir. Bu kitap Çek Cumhuriyeti'nin Bratislava kentinde çocuk kitabı illüstrasyon ödülünü, ayrıca 1969 yılında İtalya'da Bologna ödülünü kazanmıştır.Küçük kara balığın hikayesi birçok dile çevrilmiştir.Küçük Kara Balık, çocuk kitabı sınıfına girse de içerdiği derin anlam nedeniyle her yaş grubu için ilgi çekici ve okunabilir nitelikte olduğu gibi, yetişkinler arasında da pek çok seveni bulunmaktadır.Hikâyenin dili oldukça akıcı, sade ve samimi ama bu sade metnin arkasında ,gerçek dünyayı göstermeye çalışan derin bir anlam yatıyor; Okuyucuyu güvenli yerinden ve etrafına ördüğü çitlerden çıkaran ve genel olarak daha geniş ufuklar çizen bir hikaye
Küçük kara balığın hikayesi sembolik bir hikayeye benziyor; Dere, her insanın etrafına çekebileceği çitin simgesidir; Kuşu barındıran ama aynı zamanda zihninde uçmayı hayal eden sıcak ve güvenli bir kafes. Küçük kara balığın annesi ve komşuları, bilge ve bilgili kişilerin kanatlarını kapatan, yüzeysel ve sınırlı görüşe sahip insanları simgelemektedir. Küçük kara balık cesur ve bilge insanların sembolüdür, balıkçıl güçlü ama zalim ve hatta aptal insanların sembolüdür, kertenkele bilgili ama korkak bir kişinin sembolüdür...
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
Soktuğumun liderlerinin, dini önderlerinin barış,eşitlik gibi bir derdi yok Caner. Kendi dinini, kimliğini, çıkarlarını herkesle eşit kabul etme düşüncesi bile birçok insanı tedirgin etmeye, öfkelendirmeye yetiyor aslında.İnsanlar içten içe, ‘Ne yani, benim inancım, kimliğim herkesinkiyle eşit mi? E, o zaman benim hiçbir özelliğim,üstünlüğüm kalmıyor; herkesle inançta, kimlikte eşitlenirsem ben ne bok yiyecem, benim bu kimliklerden başka bir niteliğim yok ki!! Biterim lan ben!’ diye düşünüyor.Din sadece ‘din’ değil çünkü, kimlik de sadece ‘kimlik’ değil.Her biri gücü, otoriteyi, iktidarı sembolize ediyor. Her şey tam bir aldatmaca yani. Barış dediğimiz şey insanların kavuşmak için çırpınıp bir türlü ulaşamadığı, hasretlik çekilen sevgili değil ki. İnsanlar gerçekte barışı istemediği için barış yoktur. Dediğim gibi, eşitlik birçokları için ürkütücüdür, bu nedenle ‘barış’ kadar insanların tüylerini diken diken eden çok az kavram vardır aslında!