Kirpi.

1 Mayıs
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı

Kirpi.

@Kirpibey
·
Ekmeği aldım, bereketli olması için duamı yaptım ve ilk lokmayı ağzıma götürdüm. İşte o zaman pek bildiğim bir koku geldi burnuma. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet, eskiden olduğu gibiydi her şey. Lokmamı yutarken gözyaşlarımı tutamadım: "Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür!" dedim içimden.
Sayfa 132 - Ötüken Neşriyat, 39. Basım·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Talihsizim ve tarihsizim bu sürüklenen dünya boylamlarında Takvimlerde yer edinemiyorum, kusur odaklıyım bilirsin. Ölüme teşneyim, günaha yatkın bilincimle yüzüyorum bölünmüş zaman dilimlerinde Esintiler ve ezintiler kaldı ruh çıkmazının dar açmazlarında Ey hüzün tiranı, kaldır gözbebeklerini ve bak yüzüme Dalından bir baldıran meyvesi kopardım ve sundum kurtuluş bekleyenlere Bu nasıl bir yüktür ömrüme bıraktığın, bırakıp gittiğin bu ne ağır bir yabancılaşmadır bilirsin. Saydamlaştı gölgeler ve güller, konamadı acının kuşu hiçbir diken üstüne Tuzdan yollarda yürüyorum. Tozdan yıllarda yalım kapladı adımlarımı Derin çatlaklar edindim, dinlemelisin derin sarsıntılarımı Dinlemelisin duvardaki saatin kalp atışlarını Kulak vermelisin külden edindiğim yangın hatıralarına Ve umut ver, bizleri savrulacağımız ve kavrulacağımız yeni yangınlarla müjdele Bin nedenim ve bir sonucum var. Cevabım ise hiç olmadı öyle tükendim bilirsin. Beni yorumla tılsımınla, beni anla Bilirsin, beni anlamak beni yakmaktır. Beni anlatmak yasaktır zamanın zemininde. Bir hıçkırık bırakmalısın yürek boğumumda düğümlü Bir kor bırakmalısın hatırı sayılır Bir yazı bırakmalısın söz döküntülerinle Bilirsin yürek yazıyla konuşur. Bilirsin, nasıl yaşanır böyle, Nasıl ölünür, bilirsin." Kirpi.
Bu şehir çekip gidenlerle dolu. Kül olmuş hüzünleri çiçek misali toplayanlarla dolu yollar Ve yüzyıllardır yollar içimde Yıllardır gidiyorum, yıllardır taşlıyorum içimin şeytanını. Bir dünya dolusu hayal kırıklığı Ve bin insan dolusu hayat kırıklığıyla ayrılıyorum bu toz duman cehennemden. Bulacağım elbet yine bir hüzün açmazı Olur olmaz güzlerin ortasında. Ürperişle silkelenip çöllere gömüyorum yağmur bulutlarımı. Kabına sığmayan yılları yürek haznemde eritiyorum. Dilimin ucunda kayıp giden ağlamaklı zamanlar bırakıyorum. Coşkularım, çocukluklarım, gökyüzünde vurulup öksüz kalan yazgılarımla size ıssız bir selam bırakıyorum. Bir yudum yangına hasretim, bir yudum yazgıya hasretim Yangından kurtulan yeni yangınlarıma hasretim Bir selam yok mudur üşüşüp duran Kaygı-ötesi'nden Kaybedildi sesim, kaybedildi sessizliğim "Çok geç" diyorum. Çok geç... Yangın sürdü. Ömrüm soğudu. Kirpi.
Bu şahdamarımızda gezen sevgisizlik Ve alınyazımızda gezen intihar namussuzu Hatırımızda kalan ölüm yüklü bir bulut ve yalım yüklü doğrular çığlıkla kovalıyor hülyaları Yayan gezen bir gölge gibisin yavan bir düzlükte. Bir hesapsızlık sürüp gidiyor ömür deltalarında Saydın bir bir, savdın bir bir açılmaz bildiğin talih kapılarını Sonu gelmez gençliğin, bugünden tükenen yarınların Birikti kumbaranda çürümüş yaprakların Hazırla kendini diyorsun, daha kallavi bir hüzne Ve daha arınmış bir yalnızlığa hazırla. Saydamlaştı iç yüzün, saklayamaz oldun iç yüzlerini ömrünün Kalbinin çeperleri yosunlu, yazgının lekeleri su yüzünde Yüzler ve yüzsüzlükler iç içe, başlangıç ve bitişler iç içe diyorsun. Ayırt edilemez yoksunluk, hesap edilemez bir durgunluk sardı umutlarını Fazlası ağır, fazlası ağır bu terazinin kefesine. Kendini tanımla, kendini yık ve kendi yangınını inşa et. Kurtul ödünç alınmış çöküşlerden Aşıldı sandığın o geçmiş rüzgarlar aşındırdı küçük dağlarını Yandın ve yanıldın, söndün ve sömürüldün mutluluk dediğin kâbushane hatıralarda Fırtınayı yükledin her soluğuna, açmazları yükledin her kaçış yoluna Mutlu ol, yaşama pek yakınsın, çiğnenmiş ve kemirilmiş bir yaşama pek yakın. Bir boşluk, bir boşluğu doğuruyor diyorsun, bir boşluk, bir boşluğun sancısını çekiyor. Olduğu gibi kalmalı diyorsun. Bir yazı ne seni kurtarır, ne beni... Olduğu gibi bırakmalı kalemi yaşamın üstünde.
Muhakkak yoruldum. Bu son sıkımlık canımdır İçimde sır değildir açmazlarım Çıkmaz yollarım âyandır Muhakkak yanıldım. Çekip gidiyorum, yüzüme değip geçen rüzgârları ve sır-düğüm açmazları toplayıp Gidiyorum, farkında değilim yüz çevirdiğim duru yalnızlığın Farkında değilim nicelerinin Daha nicelerinin iç yüzlerinin Bulandı gölgeler ve bunaldı kör umutlarım Biliyorum, kırıntılara tutunuyorum. Biliyorum, derinleşip duruyor kuytularım. Muhakkak anladım. En çok yalnızı anladım bu yüzden yalnız olamadım. Hatırları soğuyan kahvelerde bıraktım gidiyorum. Dağarcığımda kaldı bir ukte sözüm, Darağacında kalan binbir hatır'la gidiyorum. Kirpi.
İnsan