Bu şahdamarımızda gezen sevgisizlik
Ve alınyazımızda gezen intihar namussuzu
Hatırımızda kalan ölüm yüklü bir bulut ve yalım yüklü doğrular çığlıkla kovalıyor hülyaları
Yayan gezen bir gölge gibisin yavan bir düzlükte.
Bir hesapsızlık sürüp gidiyor ömür deltalarında
Saydın bir bir, savdın bir bir açılmaz bildiğin talih kapılarını
Sonu gelmez gençliğin, bugünden tükenen yarınların
Birikti kumbaranda çürümüş yaprakların
Hazırla kendini diyorsun, daha kallavi bir hüzne
Ve daha arınmış bir yalnızlığa hazırla.
Saydamlaştı iç yüzün, saklayamaz oldun iç yüzlerini ömrünün
Kalbinin çeperleri yosunlu, yazgının lekeleri su yüzünde
Yüzler ve yüzsüzlükler iç içe, başlangıç ve bitişler iç içe diyorsun.
Ayırt edilemez yoksunluk, hesap edilemez bir durgunluk sardı umutlarını
Fazlası ağır, fazlası ağır bu terazinin kefesine.
Kendini tanımla, kendini yık ve kendi yangınını inşa et.
Kurtul ödünç alınmış çöküşlerden
Aşıldı sandığın o geçmiş rüzgarlar aşındırdı küçük dağlarını
Yandın ve yanıldın, söndün ve sömürüldün mutluluk dediğin kâbushane hatıralarda
Fırtınayı yükledin her soluğuna, açmazları yükledin her kaçış yoluna
Mutlu ol, yaşama pek yakınsın, çiğnenmiş ve kemirilmiş bir yaşama pek yakın.
Bir boşluk, bir boşluğu doğuruyor diyorsun,
bir boşluk, bir boşluğun sancısını çekiyor.
Olduğu gibi kalmalı diyorsun. Bir yazı ne seni kurtarır, ne beni...
Olduğu gibi bırakmalı kalemi yaşamın üstünde.