Satranç, yalnızca bir zeka oyunu değil: zihin ile uzviyetin alaşımı, bir beyin idmanı, bir bilim, bir sanat, bir hayat biçimidir. En azından kitap böyle bahsediyor.
Bu oyunu, ya da bilimi, her daim büyük görmüş ve bu ilme kabiliyeti olan satranç ustalarına özenmişimdir. Bu oyunda kabiliyetim yoktur fakat matematik gibi bir zihin problemi, beden ile zihnin ortak kullanıldığı bir sanat görürüm.
New York'tan Buenos Aries kentine birkaç günlük yolculuk yapan karakterimiz, gemide dünya satranç şampiyonu Czentovic'in olduğunu öğrenir. Czentovic, Slav bir gemicinin oğlu olan bir yetimdir. Babası vefat edince bir papaz onu büyütür. Ardından hiçbir ilimde, bilimde zerre kabiliyeti olmayan katıksız cahil ve nezaket namına kırıntı taşımayan bu adam, satrançta olağanüstü başarı göstermiş ve dünya şampiyonu olmuştur. Başkarakterimiz, amatör olsa da satrançla ilgilenmektedir. Czentovic'le bir şekilde görüşür ve maç teklif eder. Şampiyon ise maç için 250 dolar ister. Gemide satrançla ilgilenen zengin bir adam maliyeti karşılar ve birkaç adam Czentovic'le maç oynar. Elbette yenilgi alırlar ve hırsla ikinci bir maç yaparlar. Sonuç gene aynı olur.
Czentovic'le üçüncü bir maçta mağlubiyet üzereyken tanımadıkları bir adam gelir. En fazla berabere kalabileceklerini söylerler. Adamın söylediği taktiklerle öyle de olur. Bu adama Czentovic'le maç oynaması teklif edilir. Fakat reddeder. Yeniden bu teklifi adama sunmak için vatandaşı olan Avusturyalı başkarakterimiz onla görüşür ve hikayesini öğrenir. Avusturya-Macaristan İnoaratorluğu'nun gizli evraklarıyla ilgilenen ve amcası bizzat İmparator'un doktoru olan Doktor B., Naziler'in Avusturya'yı ilhakı esnasında Gestapo tarafından yargılanır. Sıradan esirlerin aksine toplama kampları ya da türlü zulümlere maruz kalınan gaz odalarına değil,