Selim

Selim
@KitapKitap
Burada yer alan okuduğum kitaplar listesine 2016 yılı öncesi okuduğum kitaplar dahil değildir.
Roman Ya Da Hikaye
Merhaba, hikaye yazmak üzerine konuşmak istiyorum bugün. Ben hikaye yazmayı seviyorum. Daha önce yazdın mı ya da bu ne ukalalık diyenleriniz çıkabilir. (Şimdi düşündüm de böyle bir girişe bu ne ukalalık diyen birisinin benden daha ukala olacağı kesindir.) Evet, bir kaç hikayem var, ama bunlardan bahsedecek değilim size. Sadece hikaye yazmayı neden sevdiğimi anlatmak istiyorum. Çok duymuşsunuzdur, hikayeciler roman yazamayacak kadar tembel kişilerdir diye. Belki de duymamışsınızdır, belki de şu an burada uydurdum ben bu şeyi- olgu, aksiyom, hipotez, varsayımı-artık hangi kelimenin karşına yazarsınız örnek olarak bilmiyorum. Evet, hikayeciler, ya da bazı hikayeciler ya da ben, tembeldir/tembelim bu doğru, ama en azından tembelliğimin bilincindeyim, diğer bazı ya da tüm hikayeciler gibi. Roman yazmak çaba ister, özveri ister, planlama ister, koordinasyon ister, ister de ister, bir de fikir ister tabi. Hikaye de ne ki. Bir fikrin olsun , etrafında dön dur, sonunda bir şeyler çıkar elbet. Roman gibi iki, üç, elli ya da beş yüz on sekiz karakter yaratmanız istenmez sizden. İsterse hiç olmasın karakteriniz, yine sizi okuyacak bir deli bulunur bu dünyada. Romanın aklı başında insanlara hitap ettiğini, hikaye okuyanların bir parça kırık olduklarını düşünenlere hak vermemek elde olmuyor bazen, bu kadar olumsuz kelimenin bir arada kullanılmasını mazur görmenin elde olmadığı gibi, haklısınız. Bir kere romanın ana karakterleri var, daha önce söylediğim gibi. Romancı bu karakterlerle istediği gibi oynayabilme özgürlüğüne sahip, evet. Ama sadece romanının bir yerinde,bu karakterlere öz geçmiş verme, karakter özelliklerini açıklama, ya da fizikteki gibi bir ilk hız belirleme özgürlüğü bu. Romanın bütünlüğü açısından bir kere verilen bir daha geri alınamıyor. Olaylar, zamanlar,
Selim
Şöyle de bir şey var bir öykücü aynı zamanda romancı olabiliyor Örneğin,Thomas Mann. Ayrıca öykü ile roman birbirinden öz ve biçim bakımından ayrıysa da sonuçta ikisi de sanatın türevleri.. Erhan bey iletiyi yanlışlıkla silen bendim, sizin iletiniz havada kalmış oldu, edit ile belirtmiştim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Roman Ya Da Hikaye
Merhaba, hikaye yazmak üzerine konuşmak istiyorum bugün. Ben hikaye yazmayı seviyorum. Daha önce yazdın mı ya da bu ne ukalalık diyenleriniz çıkabilir. (Şimdi düşündüm de böyle bir girişe bu ne ukalalık diyen birisinin benden daha ukala olacağı kesindir.) Evet, bir kaç hikayem var, ama bunlardan bahsedecek değilim size. Sadece hikaye yazmayı neden sevdiğimi anlatmak istiyorum. Çok duymuşsunuzdur, hikayeciler roman yazamayacak kadar tembel kişilerdir diye. Belki de duymamışsınızdır, belki de şu an burada uydurdum ben bu şeyi- olgu, aksiyom, hipotez, varsayımı-artık hangi kelimenin karşına yazarsınız örnek olarak bilmiyorum. Evet, hikayeciler, ya da bazı hikayeciler ya da ben, tembeldir/tembelim bu doğru, ama en azından tembelliğimin bilincindeyim, diğer bazı ya da tüm hikayeciler gibi. Roman yazmak çaba ister, özveri ister, planlama ister, koordinasyon ister, ister de ister, bir de fikir ister tabi. Hikaye de ne ki. Bir fikrin olsun , etrafında dön dur, sonunda bir şeyler çıkar elbet. Roman gibi iki, üç, elli ya da beş yüz on sekiz karakter yaratmanız istenmez sizden. İsterse hiç olmasın karakteriniz, yine sizi okuyacak bir deli bulunur bu dünyada. Romanın aklı başında insanlara hitap ettiğini, hikaye okuyanların bir parça kırık olduklarını düşünenlere hak vermemek elde olmuyor bazen, bu kadar olumsuz kelimenin bir arada kullanılmasını mazur görmenin elde olmadığı gibi, haklısınız. Bir kere romanın ana karakterleri var, daha önce söylediğim gibi. Romancı bu karakterlerle istediği gibi oynayabilme özgürlüğüne sahip, evet. Ama sadece romanının bir yerinde,bu karakterlere öz geçmiş verme, karakter özelliklerini açıklama, ya da fizikteki gibi bir ilk hız belirleme özgürlüğü bu. Romanın bütünlüğü açısından bir kere verilen bir daha geri alınamıyor. Olaylar, zamanlar,
Selim
Güzel yazı emeğine sağlık.
Bir Durumu Anlatsa Bile Öykü Nedir?
Öykü bir duygulanımın aktarılışı değildir! Duygu patlamasını anlattığınız metinlere öykü değil, deneme denir. Hiçbir öykü yoktur ki, bir gerilim-çatışma olmasın. Gerilim-çatışma yoksa, o bir öykü değildir. İnsanlar, anlamada kolaylık olsun diye, anlattıkları kompleks şeyleri kategorize ederler. Yapaydır bu. Maksatlıdır. Maksatsa, anlaşılır kılabilmektir. Öyküde de yapıldı bu. İkiye ayrıldı önce. Durum öyküsü, olay öyküsü diye. Durum öyküsüne yapılan tanım çok kafa karıştırdı. Ama oradaki kitle, en iyi ihtimalle lise öğrencileriydi. Bizler, aramızda lise öğrencileri de olsa, bu durumu çoktan aştık. Bir durum öyküsüyle, bir denemeyi ayrıştıran en belirgin fark: Gerilimdir, çatışmadır. Gerilim-çatışma yoksa anlatılan durum bir denemedir. Gerilim-çatışma temada yoksa eğer, diyalogla oluşturulur. Bu, bir minimal-küçürek öykü için bile böyledir. Durum öyküsünün yaratıcısı Çehov’dan bir örnekle bunu pekiştirmek mümkün. Mesela Çehov’un Berber Dükkanında öyküsü. Burada da bir gerilim-çatışma vardır. Bunu asla gözünüzden kaçırmayın. Nedir bu biliyor musunuz? Berberin (Makar) müşterisi Erast’ın cebinde berbere verecek parası yoktur. Bunu gereksiz bulur. Bunun için yalana başvurur. Berbere bir yığın övgü dizer. Maksat bedavaya tıraş olmaktır. Aklınıza La Fontaine’in Tilki- karga-peynir fablı, geldi mi? Geldi evet. (Sahi ya, orada da bir gerilim-çatışma vardır. Çünkü öyküdür. Bakmayın siz masal dilini kullandığına) Ama berber tecrübelidir. Kaçın kurrasıdır o be! Ne yapar? Övgüleri dinler, kasılır. Ama parayı peşin istemez. Neden? Çünkü silahı olduğunu, avantajlı olduğunu, faka bastırılamayacağını, son sözün, en azından kendi mekanında, kendinde olduğunu bilir. Ve berbere verecek parası olmayan, bunu fuzuli bulan Erast’ın saçının yarısını tıraş eder. Sonra da parayı ister.
Selim
turkedebiyati.org/roman-ve-hikaye... Roman hayat ise öykü onun küçük bir versiyonudur, ondan damıtılmış küçük bir parçadır. Çehov’u severim okurum daha da okuyacağım fakat köprünün altından çok sular aktı. Farklı, farklı öykülerle tanıştıkça buna daha çok kani oluyorum, diyerek ben de konu hakkında naçizane kendi fikrimi belirtmiş olayım. Edit: Yazdığım yazıyı yanlışlıkla silince, tekrar yayınladım.
Mayıs 2018 Etkinliği : Hikaye 24
Yazar: https://1000kitap.com/Haluk55 Hikaye Adı : Deja vu Link: #29458578 On yıl önce satın aldığı yalının karşısında uzanan rıhtımın girişine yakın oturmuş,ayaklarını denize uzatmış sırtını batan güneşe vermiş akşam saatlerinde karışık düşünceler içerisindeydi Harun Bey. "Kara Çocuk Harun" diye içinden geçirir geçirmez gülüverdi.Sakin ve elit bir muhitti.Yalılar,malikaneler ve lüks apartmanlar sahil boyu dizilmişlerdi.Harun IŞITAN memuriyetten istifa edip ayrıldıktan sonra IŞITAN Nakliye ve Taşımacılık şirketini kurmuş yaşı ilerleyince şirketin yürütmesini oğullarına bırakmıştı.Eşi ölmüş, iki oğlu fırsat buldukça babalarının yanına uğruyorlardı. Denizin içinde ayaklarını ileri geri sallarken komşusu butik otelin antresindeki piyanodan "Enternasyonal"in melodileri yükseliverdi.Enternasyonali duyunca da tam kırk yıl öncesine dönmesi bir oldu.İşsiz üniversite mezunu gençti.Sosyalizmle üniversitede tanışmıştı.Bu sosyetik sahilde o 1 mayıs günü arkadaşlarıyla yürümüş "Kahrolsun Burjuvalar" diye slogan atmışlar,onlara destek mahiyetinde bir evden yine böyle bir piyanodan enternasyonal marşı yükselmişti.Biraz yürümüşler sonra polis dağılmalarını istemiş dağılmışlardı. O 'Eşitlik-Özgürlük' dedikçe halk 'paran kadar adamsın' diyordu.Düşünerek eve vardığında çay demleyip yalının verandasında yudumlamaya başladı.Çay öğrencilik günlerinden bugüne değişmeyen iki alışkanlığından biriydi.Diğeri de kitaplardı.Sahilde insanlar dolaşmaya başlamışlar yan oteldeki piyanodan başka parçalar yükselmeye başlamıştı. Harun Bey karşısında deniz,sahil ve insanlar düşüncelere dalmıştı.İçinden konuşuyordu:"Yeni bir dünya kuracaktınız olmadı.Sen kendi dünyanı kurdun oğlum Harun.Adamlık parayla olmaz dediğin teyze şimdi sana ne derdi? " "Bak benim dediğime gelmişsin
Etkinlik
Selim
Boris Pasternak'ın 'doktor jivago'su aklıma geldi, filmini izlemiş ama kitabını okumamıştım. Edebiyatın düşünce özgürlüğü bağlamında farklı fikirleri barındırması güzel. Emeğine sağlık.