Evet.. Gelelim o güzel kitabın incelemesine...
Şeker Portakalını geçen sene aldım. En yakın arkadaşımın en sevdiği kitap olduğunu bildiğim için hemen okuyup bitsin istemedim. O kadar çok sevdim ki minik Zezé mi böyle yanımda olsun başını okşayayım onu tatlı yemeye gotureyim istedim.
En sevdiğim ve beni ağlatan iki kısmı oldu. Birincisi öğretmenin masasında çiçek olmadığını görünce ona her gün çiçek götürmesi ve Portekizlisinin öldüğünü öğrenip kendini sokağa atması... Ağlamaktan perişan oldum diyebilirim. Daha sonra da seker portakalı fidanın kesileceği haberi. Benim küçük Zezé'm sarılmak için can attım.
Yazarımızı biyografisini okuduktan sonra da Zezé'mizin hayatıyla aynı bir hayat yaşadığı muhakkak.
Şeker Portakalı fidanın insanlaştırması duygusallığın ön plânda olduğu güzel bir başucu kitabı...
Bitirdiğimde yağmurlu bir gündü. Direk kendimi yağmur çamur dinlemeden sahafa atıp serinin devamı olan "Güneşi Uyandıralım " aldım.
Sen çok yaşa minik Zezé'm kalbin hep sevgi dolu kalsın
Sabahattin Ali nin romanından biri. çeşitli karakter tahlilleri insana biraz dostoyevski'nin o insanın içine sızan havasını yaşatıyor. ben inanıyorum ki sabahattin ali değil de sabahattinov aliyevski olsaydı bugün her sokakta duvarlar yazılarıyla resimleriyle süslenir, pek çok başkente büstü dikilirdi.
henüz tanımlanamamış bir gizem var bazı yazarlarda. dedim ya tanımlanamamış başka bir şey bu.
kitapta ömer'in o çorap çaldığı pasaj bana `raskolnikov' u hatırlattı. baltayla satıcı kadının kafasını parçaladıktan sonra alt kattaki kapının arkasına saklandığı kısımda kitabı okurken titremiştim. bu duyguyu ömer'in çorap çaldığı sahnede de yaşadım.
madonna gibi kötü sonla bitse de harika bir aşk hikayesine ve vurucu, insanı bir balta gibi ortadan ikiye bölebilecek bir sona sahip kitap.
biraz da olumsuz yönlerine değinecek olursak, kuyucaklı yusuf ve kürk mantolu madonna kadar akıcı değil. geçim sıkıntısı ve ömerin zaman zaman söyledikleriyle çelişen karakteri sebebiyle iyice ezilen macideyi izlemek ve kitaptaki gerilimin her an artarak devam etmesi yani benim tabirimle "yazarın okuyucuya bir bardak su bile vermemesi" biraz yorucuydu açıkçası.
kitapta oldukça yabancı kelime var. toplu halde görmek isteyen olur diyerek isteyenler için;
darülfünun üniversite
hakkedilmiş oyulmuş
vehmetmek kuşkuya düşmek
hesabi eli sıkı
harci alem herkese uygun
itiyad alışkanlık
maada gayri, -den başka
tufeylilik asalaklık
mutehakkim baskıcı
istihfaf hor görme
mukaleme konuşma
mubahase söyleşi, diyalog
muhayyile hayal gücü
istidad alışma
müptedi acemi
ekseriya genellikle
vuzuh açıklık
telakki görüş
müşkül zor
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma