Muhammed AYHAN

Muhammed AYHAN
@Kitapovski
Füsun yoktu. Sehpanın üzerindeki Küllükte Füsun'un bastırıp söndürdüğü bir sigara izmariti olduğunun haftalardır farkındaydım. Bir ara onu elime aldım, küflü yanık kokusunu kokladım, dudaklarımın arasına koydum yakıp içecektim ama sigaranın bitecegini düşünerek vazgectim. İzmaritin onun dudaklarına değen ucunu, tıpkı bir yaraya dikkatle pansuman yapan şefkatli bir hemşire gibi yanaklarıma, gözlerimin altına, alnıma, boynuma hafif hafif dokundurdum. Gözümün önünde mutluluk vaat eden uzak kıtalar, cennetten çıkma sahneler canlandı. Ama hemen sonra acı kabaran bir fırtınalı deniz gibi beni yeniden içine aldı. Füsun yoktu. | Masumiyet Müzesi / Orhan Pamuk
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevginin yalnızca bir duygu olmadığını, bilgi de gerektirdiğini kendimden biliyorum. Sevgi savurganlığım yüzünden habire su vererek çürüttüğüm kaktüsler hâlâ aklımda. Bir dostum, ‘iyi ki akvaryumda balık beslemiyorsun’ demişti, bir keresinde.. Tomris Uyar - “ Gündökümü ”
Belki de sadece korkularım ayakta tutuyor beni. Geceleri beni uyandıran, her anımı büyük bir gerginlik içinde yaşatan şey, “o”, belki de ölüme karşı uyarıyor beni. Beni korkutarak bir bakıma yaşamaya zorluyor. Neden yaşamalıyım? sorusunu sormamı engellemek istiyor. Bu nedenle Kafka’yı okutmuyor bana. Tutunamayanlar / Oğuz Atay
“Caddeden gelip geçen insanlara bakarken, hiçbir şey bitmiyor diye mırıldandım. Hele geçmiş, hiç bitmiyor. Herkes geçmişini çoğaltıyor sürekli. Bunun için akşamları birbirlerine misafirliğe gidiyorlar söz gelimi. Birbirlerine tepsiler, tabaklar ve kadehler dolusu geçmiş sunuyorlar. Bir o kadarını da hatıra defterlerinde, fotoğraf albümlerinde, çekmecelerde ve belleklerde saklıyorlar. Ben, tiksiniyorum geçmişimden.” Hasan Ali Toptaş / Ölü Zaman Gezginleri
"Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. Ona sorarsanız: “Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman.” Bana sorarsanız: “On senesi ömrümün. Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene, ana rahmine düşen çocuklar. Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları, rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan. Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur." Nazım Hikmet / Yatar Bursa Kalesi'nde (Şiirler -4), YKY Yayınları
YKY YAYINLARI