İmkansızın Şarkısı, 1960ların sonlarında geçen bir içsel yolculuk hikayesi...Yirmili yaşlarının başındaki kahramanımız Vatanabe nin kadınlar arasında bir yaprak gibi savrulmasını konu alıyor. İlk olarak en yakın arkadaşı Kizuki’ nin ölümü ve onun Naoko isimli sevgilisi ile olan yakınlaşması. Naoko’nun ruhsal bunalımı ve rehabilitasyon süreci. Sonrasında sınıf arkadaşı Midori ile yakınlaşması. Naoko’ nun temsil ettiği ölüm ve yokluğa karşı Midori’ nin temsil ettiği hayat ve canlılık arasındaki gitgelleri...Naoko’nun rehabilitasyon merkezindeki arkadaşı Reiko’nun hikayesi..
Kitabın dili son derece sade ve akıcı. Her satıra bir amaçsızlık ve hiçlik duygusu hakim. Hayat, ölüm, veda, seçim, intihar, dostluk, aşk, erotizm (bence biraz aşırı), vicdan, bağlılık ve bolca müzik... o kadar çok duygu sığmış ki 350 sayfaya. Ancak benim için Murakami’nin en iyi beş kitabı arasında yer almıyor.
Bu arada kitabın ilk çevirisi Fransızca’dan Türkçe’ye...Yeni satın alacak dostlara, Japonca aslından olan Hüseyin Can Erkin çevirisini öneriyorum.
ALINTILARIM
Ne olursa olsun, umurumda bile değildi zaten. Tek istediğim, bilinmedik bir kentte uykuya dalmaktı.
Biz ne dersek diyelim, insanlar inanmak istediklerine inanacaklardı.
Beni kırmadın hiç. Ben kendimi kırdım.
– Yalnızlığı sever misin? diye sordu bana, çenesini ellerine dayamış.
– Yalnızlığı kimse sevmez, bilirsin. Ne var ki ben, arkadaş edinmek için çaba harcamam. Çünkü ne olursa olsun, hayal kırıklığı gelir arkasından...
İnsan sıfırdan başlayınca, öğrenecek çok şey oluyor.
Sıfırdan başlayanlara,
Sevgilerle