Bazı kitaplar yalnızca okunmaz, derinlemesine hissedilir, yaşanır ve insanın ruhunda iz bırakır. Esrar-ı Havas da benim için tam olarak böyle bir deneyimdi
Bu kitapla birlikte İsmail Bağırtlak’ı da ilk kez tanımış oldum. Esrar-ı Havas, yazarın ilk ve tek kitabı olmasıyla beni hem şaşırttı hem de hayranlığımı artırdı. Ancak devamında şöyle güzel bir haber de aldım. Yazarımızın kendisiyle iletişime geçtiğimde devamının geleceğine dair bir mesaj aldım. Umarım bizi yeni serüvenlere çıkaracak daha pek çok eserle buluşturur.
Eğer siz de benim gibi tarih, din, mitoloji, astroloji ve kadim uygarlıklara ilgi duyuyorsanız, bu kitabı çok seveceğinize eminim. Ancak bu konular ilginizi çekmiyorsa, zaman zaman yoğun bir bilgi akışıyla karşı karşıya kaldığınızı hissedebilir ve sikilabilirsiniz.
Kitaba gelecek olursak, hikâye İstanbul Üniversitesi Tarih Profesörü Yusuf Zaralı’nın esrarengiz bir telefonla Afyon’a çağrılmasıyla başlıyor. Devamında polisiye, macera… ne ararsanız var. Kadim uygarlıklar, mitolojik figürler, astroloji, yıldızlar ve tasavvuf gibi derin konulara da fazlasıyla yer vermiş yazarımız.
Kitap hakkındaki tek eleştirim, bazı bölümlerde yoğun bilgi akışı nedeniyle durup nefes alma ihtiyacı hissettirmesi ve kurgudan çok bilginin ön plana çıkması. Zaman zaman, verilen bilgileri tam anlamıyla sindirebilecek miyim diye düşündüm. Yazar, tarih, mitoloji, astroloji ve tasavvuf gibi derin konuları ustalıkla işlemiş olsa da, bazen bu bilgi yoğunluğu okuyucuyu zorlayabiliyor. Ancak bu durum, kitabın ne kadar araştırmaya ve öğrenmeye teşvik edici olduğunu da gösteriyor kanımca...
Ben çok beğendim. Spoiler vermeden genel bir değerlendirme yaptım. İlginizi çektiyse hiç durmayın, hemen okuyun.
#esrarihavas @ismailbagrtlak