İmam Gazâlî’nin İnsan Neden Aldanır adlı eseri, insanın yalnızca dünya nimetlerine kapılarak değil; ibadet ederken, ilim öğrenirken hatta maneviyat yolunda ilerlediğini zannederken bile nasıl yanılabileceğini gösteren çok çarpıcı bir metin. Gazâlî, riyanın, kibirin ve nefsin ince oyunlarını tek tek ortaya koyarak insanın kendisini kandırmasının ne kadar kolay olduğunu hatırlatıyor.
Kitapta özellikle ilmin gururuna kapılan âlimler, ibadetin şekline takılıp özünü unutan zahidler ve hakikate ulaşmadan ulaştığını zanneden manevi yolcular üzerinden yapılan eleştiriler dikkat çekici. En etkileyici taraflarından biri ise, yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen anlattıklarının bugün hâlâ çok tanıdık gelmesi. Gazâlî’nin tarif ettiği aldanmışlık hâllerinin, günümüzde de bazı “dini figürlerde” kolayca karşılık bulabildiğini düşünmemek zor.
Bu kitap hızlıca okunup geçilecek bir metin değil. Aksine her bölümünde durup düşünmeyi, hatta insanın kendi nefsine dönüp bakmasını gerektiriyor. Bu yüzden İnsan Neden Aldanır bence sindire sindire, yavaşça okunması gereken; insanı başkalarını yargılamaktan çok kendi iç muhasebesine çağıran kıymetli bir eser.
Kendi mahalleni benimsememeye ve onlardan uzaklaşmana da sebep oluyor. Bakış açıların ister istemez onlar gibi oluyor. Senin için daha öncesinde anormal olan şeyler artık normalleşmeye başlıyor. Elbette farklı insanlar tanımak, onlarla vakit geçirmek insanı geliştirir, lâkin 'pencereden bakıp içlerine girmemek' onlar gibi olmamak için ziyadesiyle elzem. İpin ucu bir kere kaçtı mı ne kendi mahallene geri dönebilirsin ne de onlar gibi olabilirsin. İki arada bir derede sürünüp gidersin.
Elif
@felaketvizyonu
·
artık seküler arkadaş yapamıyorum maalesef, kozmopolit olmaya her çalıştığımda kendimi onlara yaranmaya çalışan imanı zayıflamış biri olarak buluyorum