Fatma Biçici

Ölüm
Gel anla ve yaşa doğrusal hüznü Acılar güvence ölümsüzlüğe Senden her kaçtıkça sana yaklaştım Göç nasibim özlem kanımdır benim Bu tenha dünyanın ürküntüsünü Ekledim gövdeme bir parça gibi Bir sözdür susuşun bir ince fikir Bin yorum getirir aklıma birden Gövdemi kurşunlar sererse yere Kırgın bakışların değdi bilirim Ve ölüm konuğum olduğu zaman Duyduğun vicdanın ayak sesidir... Akif İnan
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sadece beğenmeyin okuyun, anlayın.
Eskiden çöp kutuları olmazdı mahalle aralarında. Mahalleli sözleşmiş gibi belli noktalar belirler oraya dökerdi çöplerini. Kokudan ve miktardan durulmayacak hale gelince de ilk rahatsız olan çöpü yakardı. Ben de öyle bir mahallede büyüdüm. Evlerin tüm gereksizlerinin ve gözden çıkmışlarının ortak noktalarda yok edildiği, yanan plastiklerin isinin perdelerimize sindiği küçük bir mahalleydi… Hele mevsim yaz ise, uzaklardan burnunuza ya yanmış bir tarla ya içi yanmış bir düğün şarkıcısının ciğer kokusu gelirdi mutlaka. “Oğlun kızın olsun hele unutursun mihribanım…” sitemlerinin bir yaz akşamı karıştığı cırcır böceklerinin sesinden, ciğer çığlıkları ayırt edilmeye çalışılırdı. "Unutursun” derken her bir namesinde “keşke unutmasan” umudunu da taşıyan nahif duyguların insanları ile büyüdük biz. İnsanın çok üzülmeyi “ciğeri yanmak” olarak tarif etmesi ayrı enteresandı, duyguların merkezi olan kalbin değil de ciğerin bu işe dahil edilmesi ayrı enteresandı aslında. Çöplerimizden bile aylar sonra ateşe verince kurtulurduk biz, bir vazgeçiş seremonisi gibi…. Sonra bizlere bir şeyler oldu, hayatımıza yeni terimler girdi. "o kaybeder abi!" "ya sen neden tahammül ediyorsun ki? bas engeli geç!" "sana bilmem ne mi yok!" Artık insanlara çöp muamelesi yaptığımız, bir insanı yani bir canı yani üzülen sevinen küsen bir kalbe pislik muamelesi yaptığımız tuhaf zamanlar bunlar. Kimsenin gözümüzde değeri yok artık, yerine yenisini koyduğumuz müddetçe. Kimse ardından ağlanacak kadar kıymetli değil artık, güldürecek alternatifi var ise. Hayatımıza tek tık ile aldığımız insanları tek tık ile çıkarıyor oluşumuzun adını “temizlemek” koyduğumuz, kendinden kirli eylemlerin baş aktörleriyiz. “Yüzünü bile görmek istemiyorum Yoluma çıkmasan iyi edersin Sözlerim sana ağır mı geldi Kalbini mi kırdım
1000Kitap
* Bazı kitapları özlemeye, merak etmeye, anlatmaya kısacası yaşamaya başladığınızda, doğru yolun ilk adımlarını da atmaya başlıyorsunuz.
1000Kitap
Coğrafya kaderdir;
"Kabil'de kız doğmakla Oslo'da kız doğmak aynı anlamı taşımıyor, kadınlık aynı biçimde yaşanmıyor, ne de kimliğin başka hiçbir öğesi.."
Sayfa 25 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Umutsuz menfaatler için umutsuz oyunların döndüğü umutsuz bir zaman bu ...
Sayfa 370 - Sydney Carton·Kitabı okudu
Edebiyat