Bir Sabahattin Ali baş yapıtı. Sürüklendiği yolda kendisini Aydın'ın Nazilli ilçesinin Kuyucak köyünden, Balıkesir'in Edremit kasabasında bulan bir yaşam.
Kuyucaklı Yusuf o. Binbir zorlukla birlikte Kuyucağın ruhu sinmiş üzerine. O tinde acı çok, sevgi çok, umut y(-ç)ok...
Köyden kasabaya yol alan bu eserde Yusuf'un töresini, iç sesini, değerlerini, görgüsünü, aşkını ve içtenliğini, tüm benliğimizde hissedebiliyoruz.
Şehir yaşamında zengin ve fakir kesim karşılaştırmasını, bürokrasi ile adaletsizliğin fevkaladesini, züppeliği, ahlaksızlığı ve sonuna kadar mertliği, iyiyi, kötüyü, safı, kurnazı ve daha fazlasını karakterler üzerinden tek tek inceleme şansımız oluyor.
Karakterlerin bir kısmı içinizi ısıtırken bir kısmı sinirlerinizi tam bir muvaffakiyetle bozmaya yemin etmişçesine ok gibi yüzünüze çarpıyor.
Kuyucaklı Yusuf bize döneminin tüm girdaplarını apaçık bir şekilde anlatan bir baş yapıt. Her zamanki gibi Sabahattin Ali Bey tüm ruhu ile bir ruh ve ruhlar betimlemiş okurlarına.
Elbette tüm bunların yanı sıra eserin gidişatının içerisinde bulunmak, bulunmaktan hoşnut olmak okurlar arasında farklılık gösterebilir.
Siz de uzun uzun iç sesleri, yaşanmışlıkları, aşkın töresini, zamanın varlığını ve Sabahattin Ali ruhunu içinizde hissetmek istiyorsanız bu eseri sindirerek okumanız tavsiyemdir. 10/10
“O gelmez artık!” dedi. “Nereden biliyorsun?” dedim. “Gidişinden belliydi!” dedi.
"Yaramın nerede olduğunu bilmiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor."