Her şey, her şeyden
Herkes, herkesten olmadığı zamanlarda…
Onlar gelmeden önce araba sürerdik asfaltlı yollarda
Yersiz ve yurtsuz olmayı isterdik.
Zamanı terk etmenin derdindeydik.
Çoğu zaman kertenkele olurduk şehir merkezlerinde: hızlı, gizli
Nadiren beatles etkisiyle korkak bir ceylan gibi buluşurduk, ölülerimizle ve sevgililerimizle.
Sırtı güneşe bakan hiçbir canlıya zarar vermeden, söverdik.
Onlar gelmeden önce ânı durdurur, önümüze çıkan ilk canlıyı takip ederdik
Onlar gelmeden önce bir sene sonrasını düşünürdük
Onlar gelmeden önce sigaralarımızı yakar, ismini bile düşünmezdik.
Onlar geldi.
Yıllarca uyumamış gibi ölgün bakışlarıyla
Melik oldu, emaneten değil; ama geldi
Ah!
Nerde o eski sayfalar
Bir “bekle beni” diyenimiz bile yok!
Öksüz kaldık, yersiz-yurtsuz olmak isterken
yere-yurda hasret kaldık…
Ah! Türküsüz kaldık
Bağlamanın teli kopuk
Ucundan tutacağımız bir yeri kalmadı dünyanın
gel,
uzan yanı başıma
koy başını dizime
okşayıp bir tutam başını, belki anlatırsın