Sevgilide kaybolmamak için nefret sebepleri arar, bulamazsa yaratır. İşte böyle, kendi kendini aldattığını anlayınca da utanır ve ona daha çok bağlanır. Kendi yalanlarını affetmeyen kalbin kendine verdiği ceza.
Aşıklara haber vermek isterim. Kalbin bütün meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir. Fikirler ancak bu mukavemet hislerini yaratan tahrik ve telkin unsurlarıdır.
Buna onlardan çok ben inanıyordum. Hoca ne demişti?
"Sizler dâvanın yılmaz erlerisiniz, bu dâva sizlerin omuzunda yükselecek".
Memleketi kurtaracaklardı.
Gençtiler, pırıl pırıldılar. Hiç biri yerinde duramıyordu. Başlarında ne yeller esiyordu kimbilir?
Memleket kendisine sahip çıkacak, bu çilekeş insanları tutup kaldıracak, şu çorak toprakları yeşertecek nesillere muhtaçtı. Kitaplara, kütüphanelere gidiliyordu. Yaz sıcakları bastırıp, deniz mevsimleri açılıp, herkesler plajlara, kırlara, kızlı oğlanlı toplantılara koşarken onların içinde dâvanın sönmeyen ateşi.
~
Bir kere taviz verildi mi,asla çiğnenmemesi gereken unsurlar bir kere gözden çıkarıldı mı,kalbin aynası bir yerinden çizildi mi,kefareti büyük oluyor.
~
İlhan, Veysel ve bir gurup gençle yürüyor. Mezarlık dönüşü Murat Bey'i konuşacaklar. Ertesi günler hakkında yazılanları okuyacaklar. Daha sonraki günler arada sırada hatırlamak üzere unutacaklar. Geriye sadece Murat Bey'le sağlığında tanışmış olmanın gururu kalacak. Ve yeni bir Murat Bey arayacaklar.
~
Ve o nesil. Üzerinde yaşadığımız acılı toprağın çocuğu Asım'ın nesli.