Kübra Aybar

Hayat...
Her sevinç bir acıyı taşır yedeğinde Onları sanki ince bir duvar ayırır Sen ikisini de tattın, der içimdeki o ses Ve hayat böyle, diye bağırır…
Sayfa 59
Reklam
Aylar boyu Kırları, nehirleri özlemedim mi? İçime çöken bu gariplik neyin nesidir? Sesimi salsam uzaklara Bağırsam…
Sayfa 32
Şiir
👏📚
Edebiyat & Roman

Mikail Balcı

@Ogretmen_Okur
·
Efendimiz size bir şey söyleyim mi, bu dünyanın hiç tadı kal­madı.
Bir söz okumuştum, "Acı duyabiliyorsan canlısın, başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın." Ne ince bir ayrım değil mi? Tıpkı nefes almakla yaşamak arasında olduğu gibi. "Mübadele" Sözlük anlamıyla değiş tokuş, takas. Ne kadar basit bir kelime değil mi? Kimi sözcüklerin ağırlığını yaşayana sormak gerek... Lozan Antlaşmasından sonra Türkiye'de yaşayan Yunanlar ile Yunanistan'da yaşayan Türkler zorunlu yer değişimine tabi tutuluyor. Peki ya yıllarca oraya saldıkları kök? Orada kurdukları dostluklar, arkadaşlıklar? Kolay mı her şeyi geride bırakıp gitmek? Uğruna Çanakkale'de Kafkaslarda savaştığı ülkeden "sen bir yabancısın," denilerek çıkarıp atılmak? "Bir yaşlı insan topra­ğından ayrılırsa o çok yaşamazmış." (s. 245) Bir çiçek bile toprağını değiştirdiğinizde yerini yadırgıyor, insan yadırgamaz mı? Gazap Üzümleri diye bir şaheser var, eminim okumuşsunuzdur. Ayrılık vakti gelmiştir ama Joad dede doğup büyüdüğü topraklardan kopmak istemez. Çünkü bilir kökünün her toprakta salınamayacağını. Kimi yeni başlangıçlar ölümle eşdeğerdir: "Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben... biz artık geçmiş zamanız." Eserde olan da bunun gibi, hatta çok daha fazlası. Üç bin yıldır var olduğu topraklarda artık olma denilen insanların hikayesi... Ve savaşta sırtında taşıdığı, ölümden kurtardığı komşusunun, sen artık bizden değilsin, deyişi. "Savaş icat eden görmesin cennet." (s. 286) Ne der William Shakespeare, "Yarayla alay eder, yaralanmamış olan." Acı dünyanın her yerindeydi. Ateş düştüğü yeri yakıyordu ama dünyada her yere düşebilecek kadar acı vardı. Herkes bir yerinden yaralıydı. "Kaç insanı gördük yaralanmamış." Ve bana öyle geldi ki Yaşar Kemal yüreğinde bu yaraların hepsini taşıyordu. Biz onu Çukurova betimlemeleri ile bilirdik. Ama Sarıkamış'ta donan insanların, çöllerde
Edebiyat