Bu efsane ile ilgili daha önce çok kısa bir yorumda, 13 kez okuduğumu yazmıştım. Sonra, epey uzun zaman sonra, bu yorumla alakalı bir kaç şikayet gördüm. "13 kez daha okusa uzun bir şeyler yazabilir" yazmış ismini vermek istemeyen bir okuyucu... Garip geldi. Anlamadı ki, bu kitapla alakalı buraya ne kadar uzun şeyler yazsam bitmeyecek... 13 Kez okumuş olmanın ne demek olduğunu bile anlayamamış arkadaşımız. Bir kitabı bu kadar çok tekrar tekrar okuduysanız o kitap sizin hayatınızı değiştirmiş, sizin için en mühim kitaptır. Bu yoruma istinaden biraz daha bir şeyler yazmak istedim. Ama bu inceleme yine kitabın içeriğiyle ilgili pek olmayacak. Zira "Kürk Mantolu Madonna"yı burada kısaca anlatabilecek kadar yerinde cümleler bulamıyorum. Ama kısaca şunları diyebilirim;
"Kürk Mantolu Madonna" son zamanlarda espirisi(!) dönen, kahve yanında fotoğraf çekilen bir kitap değildir. "Kürk Mantolu Madonna" sadece bir kitap, sadece bir roman değildir. "Kürk Mantolu Madonna"daki anlatım, çoğu kitapta bulamayacağınız sadelikte ve güzelliktedir. Bu da Sabahattin Ali'nin ne kadar usta bir yazar olduğunun kanıtıdır.
Evet, kitabı 13 kez okudum. Belki de daha fazladır bilmiyorum... Ayrıca bilgisayarımda ve telefonumda PDF formatı olarak da mevcut. Üzerleri maviye boyanmış onlarca satır var benim için önemli ve güzel olan. Bu kitapla alakalı inceleme değil, destan bile yazılır.
Maria Puder ve Raif Efendinin aşktan, sevgiden öte bir ilişkisi... Yoğun duyguların en güzel tarifi olan cümleler... Ve o lanet olası gurur... Büyük bir aşkı, büyük bir mutluluğu bitiren o pişmanlık...
Hayatım boyunca daha çok kez okuyacağım bu muhteşem eser, beni yaklaşık 15-16 yıl öncesinde okumaya ve yazmaya başlatan fevkalade şeydir.
İncelememin başında da yazdığım gibi, bu kitapla alakalı inceleme yazmak çok