Annem yeniden evlendiği zaman annemi -belki de bütün kadınları- bıraktım. Dindardım; dünyaya baktım; insanların bu kadar acı çekmesine izin veren Allah'ı bıraktım.
...Sonra, tam da dediğin gibi, beni aldatan inancımı, uğruna bütün hayatımı verdiğim düşünceyi bıraktım. Bıraktığım hiçbir şeye bir daha geri dönmedim.
Sorun, feministlerin kadınlığın ne olduğuna dair anlayışından değil, çoğunluğun sanatın ne olduğuna dair paylaştığı yanlış anlayıştan kaynaklanıyor: Sanatın bireysel, duygusal deneyimlerin doğrudan, kişisel bir ifadesi, kişisel yaşamın görsel yollarla ifade edilmesi olduğu şeklindeki o saf görüş. Sanat çoğu zaman hiç de böyle bir şey değildir, büyük sanatsa hiç değildir.
İnce Memed ölünce on bin, yüz bin, yüz yüz bin, bin bin, milyon İnce Memed gelecek. Neden ki dersen fakir fıkaralar çokluk, zenginler azlık... Sonunda tükenecekler."