Lale

Spora giderken ya da dönerken kendimi sürekli o tuhaf kitapçıda bulmamı artık nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Adam dükkanı resmen hobi olarak açmış, kendi listesindeki temel kitapları okumadıysanız size hiçbir şey satmıyor, müşteri seçiyor. Üstelik bununla da kalmıyor; her defasında elime piyasada baskısı bitmiş bir kitap kitleyip 'Hadi bunu oku da gel' diye resmen ödev veriyor! İşte o kuralları aşıp, bir de üstüne verilen ödevlerle eve yeni kitaplarla dönmenin yarattığı o garip, stresli mutluluk bambaşka... Evde zaten dokunmaya fırsat bulamadığım bir sürü dünya doluyken, yanlarına sürekli yenilerinin eklenmesi bir tek beni mi strese sokuyor? Kas yapalım derken her seferinde zihinsel bir mülakattan geçip vicdan azabı yükleniyoruz, harika bir spor rutini! :)))))
1000Kitap
Gözde isimli okura yanıt verildi
Lale
Bildiklerimi paylaşırım elbette:) zaten almaya gittiğiniz hiç bir kitabı bulamıyosunuz :) farklı kitaplar ve kaliteli bii sohbet ile çıkıyorsunuz Suç ve ceza -Dosto Germinal -Zola Kapital-Marx Cennetin doğusu -Steinbeck Şeker portakalı, hatta bu kitabın yasaklandığı bir dönem olmuş toplamasınlar diye saklamış bir çoğunu..
Reklam
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Uzun süre aklımda kalacak romanlardan biri oldu bu kitap. Yazarı Nella Larsen hakkında açıkçası hiçbir bilgim yoktu; bu kitap vesilesiyle tanımış oldum. Roman, 20. yüzyılın başlarında Amerika’da var olan o tuhaf ama çok gerçek bir meseleye odaklanıyor: “ırksal saflık” fikri. O dönemde ten rengi açık olan ve siyah kan taşıdığı kolayca anlaşılmayan bazı insanlar, beyaz gibi yaşayabiliyor. Böyle olunca da sözümona bir statü kazanabiliyorlar. Mesela bazı mekânlara girebilmek, bir restoranda rahatça yemek yiyebilmek ya da bir konsere gidebilmek gibi… Bugün kulağa çok tuhaf geliyor ama o dönemin Amerika’sında bunlar gerçekten hayatı belirleyen şeyler. Hikâyenin merkezinde iki kadın var: Clare ve Irene. Çocukluk arkadaşılar ama yıllar içinde yolları ayrılmış. Clare’in teni çok açık ve bu yüzden siyah kökenini tamamen gizleyerek beyaz bir kadın gibi yaşamayı seçmiş. Hatta bunu kocasına bile söylememiş. Açık teninin sağladığı bu avantaj sayesinde ırkçı ama zengin bir adamla evlenmiş ve oldukça rahat bir hayatın içine girmiş. Irene ise tam tersine kökleriyle bağını koparmayan biri. Kimliğini saklamıyor, olduğu gibi yaşamayı seçiyor. Yıllar sonra Clare’den gelen bir mektupla tekrar bir araya geliyorlar ve o buluşma, her ikisinin hayatında da beklenmedik şeyleri tetikliyor. Evet, romanda ırkçılık çok güçlü bir tema ama annelik, kadınlık, evlilik, dostluk ve kıskançlık da metnin içinde oldukça güçlü bir şekilde yer alıyor. Bir de yazarın hayatı romana ister istemez başka bir katman ekliyor. Nella Larsen, Danimarkalı bir anneyle Batı Hint Adaları kökenli bir babanın çocuğu olarak Chicago’da doğmuş. Yani kendisi de aslında iki kimliğin arasında büyümüş biri. Bu yüzden romandaki kimlik ve aidiyet meselesinin biraz da yazarın kendi hayatıyla temas ettiğini düşünmeden
Edebiyat & Roman
GeçişNella Larsen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202618 okunma
Lale
Kitap çeviri, akıcılık konusu olarak harikaydı sizin incelemeniz de öyle nefis bir inceleme olmuş 🌸
Spora giderken ya da dönerken kendimi sürekli o tuhaf kitapçıda bulmamı artık nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Adam dükkanı resmen hobi olarak açmış, kendi listesindeki temel kitapları okumadıysanız size hiçbir şey satmıyor, müşteri seçiyor. Üstelik bununla da kalmıyor; her defasında elime piyasada baskısı bitmiş bir kitap kitleyip 'Hadi bunu oku da gel' diye resmen ödev veriyor! İşte o kuralları aşıp, bir de üstüne verilen ödevlerle eve yeni kitaplarla dönmenin yarattığı o garip, stresli mutluluk bambaşka... Evde zaten dokunmaya fırsat bulamadığım bir sürü dünya doluyken, yanlarına sürekli yenilerinin eklenmesi bir tek beni mi strese sokuyor? Kas yapalım derken her seferinde zihinsel bir mülakattan geçip vicdan azabı yükleniyoruz, harika bir spor rutini! :)))))
1000Kitap
Çöl Kaplumbağası isimli okura yanıt verildi
Lale
Haha hayır :) psikologlar pahalı kitaplar ucuz ismi 🤟