Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508
Kimdirler?
Hangi sınıfa aittirler?
Neyi savunurlar?
Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler?
Birbirleriyle ilişkileri nedir?
İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor.
Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?!
Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor.
ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508
Kimdirler?
Hangi sınıfa aittirler?
Neyi savunurlar?
Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler?
Birbirleriyle ilişkileri nedir?
İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor.
Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?!
Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor.
ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Yasak, dokunduğu şeye, kendi özelliğini verir.Yasak, onsuz eylemin baştan çıkaran kötü ışığa sahip olmadığı yasağa karşı gelmeye bağlanıyor.. Büyüleyen şey yasağa karşı gelmedir...
Sayfa 42 - Yasağı arzuya bağlıyor bir nevi·Kitabı okudu
''Öyle sanıyorum ki siz, yardım etme maskesi altında kendi mutluluğunuzu aramakla meşgulsünüz. Fakat inanın bana, mutluluğu insanlara hükmetmekte bulamazsınız! Bizler, sizlerden çok daha kalabalık olan, hürriyeti seven insanlar, birkaç gözü dönmüş kral, dük ya da rahip için hayatımızı ve saadetimizi feda etmek istemiyoruz. Onun için size tavsiyem: Başkalarıyla uğraşmayın! Hayatı olduğu gibi sevip tadınız. Güneşi, yıldızları, yazı, kışı, tabiatı sevin. Fakat şu göğün altında yaşayan herkesin bu güzelliklerden bir pay alması gerektiğini bilin ve herkese hakkını bırakın!''